Yalın ayak yürüyen kişi yoksullar yoksuludur. Yok sulun tek zenginliği bedenidir. Yürüyen kişi toprağın evladıdır. Her adım yerçekimine boyun eğmektir, her adım bağlılığı gös terir ve toprağı, vaat edilen ebedi istirahatgahıymış gibi döver.
Çalışmak sefalet ürettiği kadar servet üretir. Burada sefalet servetin zıttı değil, aksine eksiksiz tamamlayıcısıdır. Zengin, kendininkinden daha dolu olup olmadığını görmek için kom şusunun tabağına göz dikerek tıkınır. Yoksulun payına da zi yafetin artıklarına tutunmak düşer. Hepsi aynı oyunu oynar, kazananlar ve kaybedenler vardır sadece.