Kitap enteresan başlıyor, normal bir arkadaşın diğerine mektuplarını okuyoruz. Ama ilerleyen sayfalarda insan " bu kadar duyguyu nasıl yaşadın ? Hadi yaşadın nasıl bu kadar iyi aktardın, o cümleleri nasıl buldun ? " diye düşünmeden edemiyor. Sadece birkaç mektup diye başlanan kitap çok daha derin duyguların, içsel çöküşlerin ve kayboluşların olduğu bir yaşama sürükleniyor biz de buna şahitlik ediyoruz. Bir aşkın insanı nasıl söndürdüğünü ve yok ettiğini görüyoruz.
Açıkçası ben ilk başlarda herkesin övdüğü o kadar konuşulan kitap bu muymuş oldum. Beni içine çekemedi. Ama sonradan o çaresiz aşkı, o kalabalıktaki yalnızlığı, çaresizliği müthiş derecede hissettim. Ve bazı bölümlerinde kendimi gördüm. Zaten yaşamak için azıcık çabalayan insan bazı sayfalarda öylece donup kalır. O kadar içten yazılmış.