Kitap üç hikâyeden oluşmakta. İlk ve ana hikâye esere de ismini veren
Yürekdede ile Padişah, ikinci hikâye Hz. Süleyman ve Kirpi, üçüncü ve son hikâye ise Köyümüze Yağdı Kar isimli hikâyeler.
İkinci ve üçüncü hikâyeler ilk hiķâyeye göre oldukça kısalar. Yani asıl konu ilk hikâyede...
Yürekdede ile Padişah, köyünde Yürek Hasan diye de bilinen tevekkül ve şükür ehli yaşlı bir adam ve karısının yaşayışlarını anlatıyor.
Bir gün Yürek Hasan ve hanımı yaylaya göçleri sırasında tebdili kıyafet gezen padişah ve maiyetindekilerle karşılaşır. Gelenlerin kimler olduğunu bilmeden onları iyi ağırlamak maksadıyla, tek sahip oldukları ve çok sevdikleri develerini yaylaya yürüyerek gitme pahasına da olsa kesip onlara ikram ederler. Duruma vâkıf olan padişah ise Yürekdede'ye cuma günü şehirde padişahın cuma namazını kıldıracağını, onun da oraya gitmesini ve padişahı görmesini söyler. Böylece padişah Yürekdede'nin iyiliğinin karşılığını ödeyebileceğini düşünür. Ama işler hiç de padişahın beklediği gibi ilerlemez. Çünkü Yürekdede isteğini bir ülkeye padişah olandan değil, her şeyin Hâlık'ı olan Padişah'tan istemektedir.
Cahit Zarifoğlu'nun kaleminden yine zarifçe yazılmış ve hikmetle dolu bir hikâye.
Kitapla kalın her dem...
Sakız Sardunya, isminden memnun olmayan ve okumayı çok seven küçük bir kızın hikâyesi. İsminden dolayı genel olarak çevresinde alay konusu olması onu kitaplarla daha fazla dost olmaya ve okumaya yöneltmiştir. Bu zamana kadar bu dostluk onu hem daha meraklı hem de daha bilgili bir çocuk yapmıştır.
Bir gün sürpriz bir şekilde okulun kütüphanesinde parlayan bir küre bulur Sakız Sardunya ve bu küreyle birlikte hiç beklemediği kişilerle tanışır ve onlardan EFHİMA'nın, yani Efsaneler, Hikâyeler ve Masallar Ülkesi'nin hikâyesini dinler. Orası okuyan ve hayal kuran insanlardan beslenen bir ülkedir. Dünyadaki okumanın ve hayal kurmanın azalması EFHİMA'yı kuraklığa ve yok olmaya sürüklemektedir. Bu nedenle Sakız Sardunya oraya bir yolculuğa çıkar. Bu yolculuk onun için hem macera dolu hem de öğretici bir yolculuk olacaktır.
Elif Şafak EFHİMA'nın varlığıyla okumanın önemine dikkat çekiyor. Her ne kadar bir EFHİMA yoksa bile, okunmayan ve hayal kurulmayan bir ülkenin çölleşmeye ve kuraklığa yenik düşecenin de mesajını veriyor.
Bir Şeftali Bin Şeftali, koca bir şeftali ağacında yer alan bir şeftalinin, iki yoksul çocuk tarafından koparılıp yenmesini ve yine o çocuklar tarafından toprağa ekilerek, büyük bir emek ve özenle büyütülmesini anlatıyor. Şeftali fidesi, o iki çocuğun, Sahipali ve Polat'ın bu insanüstü çabasına şahit oldukça, onlar için görkemli ve meyvesi çok lezzetli olan bir ağaca dönüşmek istiyor. Fakat bir yerden sonra olaylar beklenmedik bir şekilde ilerliyor ve şeftali ağacı ilk meyvesini verdiği gün ilkin Sahipali'den sonraysa Polat'tan ayrı düşüyor ve bu durum şeftali ağacını çok üzüyor. Ondan sonraysa bahçenin aç gözlü sahibinin kursağından geçeceğini bildiği için, bir daha meyve vermemeye karar veriyor. Hatta kesilme pahasına bile olsa!
Samed Behrengi, insana ve insani değerlere değiniyor bu kitapta ve bir de insan emeğine tabi.
Kitapla kalın her dem...
Sezai Karakoç önce bir diriliş arzuluyor aslında. En önce ruhta başlayan ve ardından tüm hayata sirayet eden bir diriliş. Bundan sonra bu dirilişin yetiştirdiği ya da bu dirilişle birlikte yetişen bir nesil onun beklentisi ve isteği, yani Diriliş Nesli. En sonunda ise bu diriliş neslinin inancının ve inancıyla birlikte yaşayışının nasıl olması gerektiğine işaret ediyor. Üstelik bunu birey, aile, toplum ve devlet ekseninde, her birey ve alanda olmak kaydıyla idealize ediyor. Ve işte tam da burada
Diriliş Neslinin Amentüsü ortaya çıkıyor.
Sezai Karakoç tüm bu tanımlamalardan sonra idealinin ütopik gelebileceğini fakat Allah'tan ümit kesmediğini şu sözlerle dile getiriyor:
"Tablosu çizilen bu Site, belki ideal bir sitedir.
Şüphesiz yüzde yüz bir gerçekleştirme mümkün değildir. Ama diriliş erlerinin...
vazgeçilmez ödevleridir. Hayatlarını buna adayacaklardır. Kuşkusuz Allah'da onların bu iyi niyetli çalışmalarına armağan olarak, ütopik gibi gözüken Sitenin gerçekleşmesini lûtfedecektir. Geçmişteki islâm uygarlıklarında görüldüğü gibi." ¹
Kitapla kalın her dem...
_______________________
1) s. 46