Diyorsunuz ki insan neyin iyi neyin kötü olduğunu kendiliğinden anlayamaz, her şey çevreye bağlıdır, çevreyse insanı kemirip bitirir. Oysa ben her şeyin tesadüflere bağlı olduğunu düşünüyorum
"Kışın tüm ayazına rağmen hayatta kalmayı başaran bir çift çiçek gibi duruyordu aynı zamanda, ruhunun özü baharı ararken sevdası uğruna kar taneleri arasında yok olmayı seçmişti."
(Bu yüzden sevgisine karşılık vermem için yalvaran gözlerinin derinlerinde yatan sırrı, aynı zamanda ketum bir dağ gibi dimdik, inatla bu yoldan vazgeçmeyeceğini bildirir bir duruma da ev sahipliği yapıyordu. Onu böyle gördükçe içimdeki her kül, yeniden alevleniyor ve beni ayakta tutan buz dağını eritiyordu. Birbirmizi tamamlamak istesek de artık ruhlarımız birer bataklığa gömülüydü ve biz bataklıktan güller açmasını bekleyerek kendimizi kandırıyorduk... Böylece birbirimizi sonsuza dek kaybetmiştik. Birimiz bataklıkya kalarak diğerimiz ise buradan yeniden doğacağına inanarak...)
"Ruhuma bir değiş yaklaşmıştı, sevdiklerimi bile düşünemeyecek olmam farklılaştığım anlamına gelmiyordu aksine beni dönüştürdükleri kişiyle karşı karşıya kalmıştı herkes."
"Üzerinde yürüdüğümüz her yolun sonunda zaferle geri dönemeyiz çünkü gördüklerimiz geri dönmeye engel olacak kadar korkunç ve ihanetlerle bezenmiştir."