Mücahit Tekin

Kanunî ve şiirleri..
Kanunî, Osmanlı padişahları içinde en çok şiiri olan hükümdardır. Kanunî'nin devlet işlerinin arasında binlerce şiirden oluşan bir "divan" vücuda getirebilmesi hayret edilecek bir muvaffakiyettir. Ömrü boyunca seferden sefere koşmuş, devleti zaferden zafere götürmüş olan Kanunînin divanı, son derece ustaca söylenmiş gazellerden oluşur. Çok şiir yazmasına rağmen, eserlerinde hiçbir zaman tekdüzeliğe düşmediği görülmektedir.
Sayfa 14·Kitabı okudu
1000Kitap
İnsanların en acizi ve cimrisi.
اعجز الناس من عجز عن الدعاء وابخل الناس من بخل بالسلام İnsanların en acizi, duadan aciz olan kimsedir. İnsanların en cimrisi de selam vermekte cimrilik gösteren kimsedir.
Sayfa 13·Kitabı okuyor
1000Kitap

Mücahit Tekin

, şu anda okuyor
%87 (408/468 syf.)
Ömer Nasuhi Bilmen
9.3/10 · 133 okunma
Tefsir ilminin önemi..
Öyle ya Kuran'ın hayat fışkıran prensipleriyle amel etmek, ancak Kitâbullah'ın lâyıkıyle anlaşılması, tedebbürü, tezekkürü ile mümkün olur. Bunun da tek yolu, Kur'an lâfızlarının delâlet ettiği mânaları beyân ve izah yoluyla gerçekleşir. Bu görevi yapacak olan da Tefsir ilminden başkası değildir.
Sayfa 43
1000Kitap
OSMANLILAR NASIL VAKİT GEÇİRİRLERDİ?
Kânûni Sultan Süleyman devrinde 1552-1556 yılları arasında İstanbul’da dört yıl doktor olarak kalan bir İspanyol’un o yıllarda Osmanlı halkının günlük hayatını anlatan hatıralarından:  “Osmanlılar, Allâh’a karşı saygısızlık, vaktini boş yere geçirmek ve nefsini alçaltmak olacağı için bizdeki gibi oyun oynamazlar. Yaz olsun kış olsun yatsı namazını kılıp hemen yatarlar. Gün ağarırken sabah namazını kılmak üzere kalkarlar. Bir kısmı kalkıp, bir kısmı da uykuya devam eder sanmayın. Erkek-kadın, küçük-büyük herkes aynı saatte kalkar, güneş hiç kimseyi yatağında yakalamaz.  Esnaf bütün sene dükkân işleri ile uğraşır. Hafta tatillerinde Ayasofya’ya veya başka bir camiye Cuma namazına giderler. Eşi-dostu ziyaret ederler, birlikte yemek yerler ve gezmeye çıkarlar, iş zamanı konuşamadıkları mevzuları konuşurlar, kitap okurlar.  Adâlet erbabının ise hiç vakti yoktur. Silahşorlar, silâh talimleri sırasında yumurtayı vurmakla kalmayıp, kılı yarmaya uğraşırlar. Savaş olmadığı zaman hayatlarını kazanmak için bir sanat elde etmeye çalışırlar. Sultan ve idârecilerin de koca devleti idâre etmenin zorluğundan, oyun ve eğlenceye ayıracak vakitleri olmaz. Bunlar bir millet için büyük fazîlettir.  Ben görmüş olduğum dünyanın üçte birine yakın yerlerde Osmanlılardan daha fazîletli insanlara rastlamadım... (Türkiye’nin Dört Yılı, 1552-56) 
1000Kitap