Bir çocuğun yaşamak istemesi mi?
Bir kadının özgürce dolaşabilmesi mi?
Bir kedinin sessizce miyavlaması mı?
Ya da bir köpeğin havlayabilmesi mi?
Oysa bunlar yaşamak için en gerekli temel şeyler değil miydi?
İnsan kendisini bir hayvanın yerine bile koyamayacaksa yaşamanın ne faydası vardı ki?
Ya da yaşadığı hayatın dünya üzerinde ne önemi vardı ki?
Kalbi kararan, ruhu çekilmiş insana insan demeli miydik ki?
Hayatın bu döneminde bulunmak o kadar üzücü o kadar kahredici ki son zamanlarda bunun verdiği üzüntüyü yıkıntıyı kalbimin en derinlerinde yaşıyorum. Bu yüzden içimden geldiği gibi bir kaç şey yazdım...