İlk yolculuk egolardan sıyrılmaktır evlat. Kendin olabilmektir. Sen kendin gibi olamadığında, kendi özüne ulaşamadığında bu yolda ilerlemen mümkün değildir. Yerin de sayar durursun, üstelik boşa da yorulmuş olursun. O yüzden kurtulmalısın kabuklarından.
Demem o ki, ustalık yolunda acelecilik, en büyük handikaptır... Hatta en büyük düşman... Yürümediğiniz yolun seyyahı olamazsınız. İçinde boğulmadığınız deniz hakkında konuşamazsınız. Issızlığında kaybolmadığınız çölü kimseye anlatamazsınız. Hem zaten anlattığınıza da kimse inanmaz...
“Sonuç” tek başına bir hedef olamaz... “Süreç” de sonuca dahildir çünkü insan zaten yoldayken büyür, final çizgisinde birdenbire gelişmez. O final ipini göğüsleyip ustalıklarıyla zirvelere çıkanlar da uzun yollar boyunca büyüyüp gelişerek geldiler. Zirvede birden bire çiçek açmadılar.
Yaşam yolculuğunda kaç saat ders çalıştığının bir önemi yok!
Dersi nasıl dinlediğinin ve ne kadar anladığının bir önemi var.
Kaç adım yol gittiğinin bir önemi yok!
Terlemekten ne anladığının bir önemi var.
Kaç para kazandığının bir önemi yok!
Kime ne kazandırdığının bir önemi var...
Ne zaman öleceğinin bir önemi yok!
Hayatı nasıl yaşadığının bir önemi var.
Sonuç odaklı yaşayan insanoğlu, ne yazık ki sürece verilen emeğin sonucu değiştireceğini ya unutmuş ya hatırlamak bile istemiyor.
Çünkü yeni çağ, bir hız çağı...
Üstelik kısa süreli sonuçların çağı...