“Ağlamak başımıza gelen felaketlere karşı vücudumuzda kalan son kuvvetin feryadıdır. Ağlayamadığımız zamanlar, artık bizde o gücün de kalmadığı ve yerini derin bir sessizliğe bıraktığı anlardır. Böylesine bir sessizlik ise en şiddetli acılar için döktüğümüz gözyaşlarından çok daha gönül yakıcıdır.”
“Aradaki mesafenin yakınlığı ya da uzaklığı hiç önemli değil benim için. Yürekler uzaklaşmışsa birbirinden, o kişi yanıbaşında olsa, ne ifade eder ki? Tam tersi; araya kilometreler girse, kalpler aynı vuruşta atıyorsa eğer, gerçek bir ayrılıktan söz edilebilir mi?”
“Fakir fukaranın hayatını anlatan zengin yazarlarımıza gece kulüplerinde içtikleri viskileri zehir oluyor. Zengin takımının hayatını gözlerimizin önüne sermeye çalışan meteliksiz yazarlarımız da aslında şu fakir milleti düşündükleri için, küçük meyhanelerinde ağız tadıyla içemiyorlar. Ey şu fakir milletim! Aslında seni anlatmıyoruz. Sefil ruhlarımızın korkak karanlığını anlatıyoruz. İşte onun için sana yanaşamıyoruz. Senin yanında bir sığıntı gibi yaşıyoruz. Hiç utanmıyor muyuz? Hiç utanmıyoruz.”