Mehmet Ilgen profil resmi
Mehmet Ilgen kapak resmi
Işçi
Lisans
Istanbul
Diyarbakır Kulp, 21 Mart 1994
Erkek
22 okur puanı
30 Ağu 13:58 tarihinde katıldı.
Işçi
Lisans
Istanbul
Diyarbakır Kulp, 21 Mart 1994
Erkek
22 okur puanı
30 Ağu 13:58 tarihinde katıldı.
  • Mehmet Ilgen bir yorumu yanıtladı.
    592 syf.
    ·7 günde·1/10
    Oldum olası popüler kitaplardan uzak durmaya çalışırım. Arkadaşım bana bu kitabı önerince küçük çaplı bir araştırma yaptım. Internetten bir dergiye verdiği röportajını izledim yazarın. Çelişkili konuşmalar yapsa da kameralar izleyiciler karşısında heyecana kapılmış olup kendini istediği gibi ifade edememesine verdim çelişkileri. Kitap ile ilgili araştırmada ise kitabın tam bir bilgi deryası olduğu, mutlaka okunması gerektiği yorumları çoğunluktaydı. Popülizmin etkisi vardır diye düşünsem de alıp kitabı başladım okumaya.

    "Bu kitap, bu topraklarda yaşayan herkes için yazıldı.!
    Milyarlarca insan, milyarlarca düşünce, his, duygu, inanış, fikir, acı, haz, yaşanmışlık..." satırlar arasında "ben" değil hep "biz" vurgusunu görünce oh dedim, tam benlik kitap.

    Bu kısımdan sonra spoiler verecem sanırım. Kitabı okumayanların bilgisine. Yine de okuyan olursa şimdiden kusura bakmasın.

    Kitap akıcıydı. Okuyucuyu tatmin eden, her sözünü arkadaşları ile paylaşma isteği uyandıran cümleler akıp giderken Fred hoca ile tanıştık. Her ne kadar verdiği bilgiler internette, forumlarda sık sık tartışılan konular olsa da ilgimi çekmişti. Yazar bu bilgiler kendisine vahiy ile iniyormuş gibi kimsenin bilmediğini ima etse de bilinen şeylerdi.

    Fred hoca, kimsenin kendisine bile rahatlıkla sormadığı soruları öğrencilerine yöneltmişti, bereket versin çocuklar da zehir gibi. Biri hariç.

    Insanlık tarihi, dinler tarihi derken milattan önce 2000'lere gidiyoruz. Sırasıyla; Tevrat, Incil ve Kur'an da geçen "Nuh tufanı"nın bilinen en eski kaynağına iniyoruz. Sümerlerin tabletlerinde, Sümer-Akad medeniyetlerine ait olduğu düşünülen Gılgamış destanında bu olay yazıya dökülmüş. Bu nedenle Tevrat dolayısı ile de ilk bölümü Tevrattan oluşan Incil, dini kitap olmaktan çıkıp tarihi kitap sayılırlar. Bu durumda Yahudiler ve Hıristiyanlar kandırılmış oluyor. Her noktasına imzamı atarım ve katılıyorum. Iki yer hariç. Hoca Gılgamış destanını öğrencilere sorunca, biri dünyanın bilinen en eski destanı olduğunu ve Türkler tarafından yazıldığını söyledi. Hoca nasılsa düzeltir dedim ama düzeltmedi, arada kaynadı gitti. Aynı Nuh tufanı Kur'an da hiç geçmiyormuş gibi bu konuyu da atladı hoca.(Bknz. Ankıbet 14-15) Yazar ticari kaygı ile bu riske girmek istememiştir dedim, hoş karşılamasam da halinden anladım. Müslüman mahallesinde salyangoz mu satsaydı? Ama yine de cumhuriyetin modern okulunda öğretmen ile birlikte bir dervişin neden derse girdiğini ve sık sık dini vaaz verdiğini anlayamadım. Fakat şunu anladım: bu kitap milyarlarca insan için yazıl(a)mamıştı.

    Biri hariç demiştim değil mi? Çocuklardan birinin ailesi yazarın deyimiyle o adama (Mustafa Kemal Atatürk) karşı saltanatı savunuyordu. Saltanatı savunan bütün erkekler hain bütün kadınlar önlerine gelen ecnebiler ile yatıyordu. Genellemelerin bini bir para. Aklıma gayri ihtiyari şu söz geldi. "Genelleme aptallara mahsustur." Bu çocuk için kullanılan şu son cümle, kitaba iyice şüphe ile yaklaşmama neden oldu ya da vesile oldu desem bence daha yerinde bir cümle kullanmış olurum.

    "Yürütecek bir aklı olması umuttu." Sizi bilmem, bana çok aşağılayıcı ve itici geldi.

    Hani bir insanı artık sevmeyince bütün hareketleri size itici gelir ya o hayranlık perdesi gözlerimin önünden kalkınca; imla hataları, zaman-mekan hataları, mantık hataları bir bir gözlerime battı.

    Yazar röportajında okurları kast ederek "insanlar çok ilkel oldukları için hep aşk konuları işlenir, yazılır demişti. Kendisi de çok süslü ağdalı bir dil ile kitabının büyük bir bölümünü Selim, Ülkü ikilisinin aşkına ayırmıştı. Selim 25-30 yaşlarında Ülkü ile zıt karakterler olması aşkına engel olmuyor. 25-30 yaşlarında Selim ve rüyasında Ülkü ile sevişme sahnesi var akıllara zarar. Bu yaşa kadar gelmiş rüyasında ilk defa boşalıyormuş. Imkansız. Hem rüyalarımızda o kutsal birleşle olmadan hemen önce uyanıyoruz maalesef :)

    Çok uzatmama adına siyasi kısma pek girmeyecem. Çünkü o taraflarda işler çok karışıyor ve aşırı taraflı bir anlatım var.

    Bir kaç alıntı ile devam etmek istiyorum.
    "Arapları, Türklerle kıyaslayacak kadar neden bahsettiğini bilmiyor olman çok sevimli." (S.277) Bu kitap milyarlarca insanlara yazılmış olamaz.

    "... erkek erkeğe geçirdiği o Arap gecelerinin özlemi..." (S.490))Faşizmin homofobi ile harmanlanmış hali. Bu kitap bütün hisler için yazılmış olamaz.

    "...budist saçmalıkları gibi bir şeydi." (S.355) Bu kitap bütün inanışlar için yazılmış olamaz.

    Kitabın başlarında bir isim geçti yabancı gelmedi bana. Ortalarında bir daha sonlarına doğru daha detaylı bir şekilde cıktı karşıma. Kitapta kendisinden saygı ile bahsediliyor fikirlerinin acilen hayata geçirilmesi gerektiğinden söz ediliyor, dış mihrakların tek derdi onun fikirlerini engellemek olduğu belirtiliyor. Dönemin içişleri bakanı, adı bu kadar sık geçince merakıma yenilip internetten baktım.

    Mahmut Esat Bozkurt

    Isviçre medeni kanunu türkçeye çevirip Türk Medeni Kanununu, dönemin faşist Italyasından Italya Ceza Kanununu Türk Ceza Kanunu diye çeviren hukukçu. Ama bu eylemleri ile hafızamda yer etmemişti. Aşağıda söylediği sözlerden dolayı görevinden istifa ettirilmişti ama yine bu kitapta yer bulmuş kendine.

    18 Eylül 1930, Ödemiş/Gölcük

    Benim fikrim, kanaatim şudur ki bu memleketin kendisi Türk'tür. Öz Türk olmayanların Türk vatanında bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmak, köle olmaktır.

    Bu kitap sadece ama sadece etnik köken olan Türk'ler için yazılmıştır.

    Müzik önerileri güzeldi, birkaçını dinledim. Bende bir öneri bırakmak isterdim ama tarafsızlığım bozulmasın diye yazmıyorum :) Bana katlandığınız için teşekkür ederim.
    Neşe
    Özenli ve aydınlatıcı bir inceleme olmuş. Kaleminize sağlık.
  • Mehmet Ilgen yorumladı.
    Yürütecek bir aklı olması umuttu
    Mehmet Ilgen
    Teşekkür ederim. Umarım yanılmışımdır. Fikrim değişirse özür diler geri çekilirim.
  • Mehmet Ilgen yorumladı.
    Yürütecek bir aklı olması umuttu
    Mehmet Ilgen
    Yazara haksızlık olmasın diye kitabı bitirmeden yorum yapmayacam bu yorumu katmayı da doğru bulmuyorum ama ok yaydan çıktı bir kere. Kitabı bitirince (5 gün sürer sanırım) incelememde detaylıca anlatırım. Çok merak ediyorsanız takipte kalırsınız. Iyi günler.
    Neşe
    Çok merak ediyorum çünkü kitabı ben de okumuştum. İyi okumalar dilerim.
  • Mehmet Ilgen yorumladı.
    Ama güzel hatıralar da bizzat biraz gerçek, biraz hayal, biraz da dilek değil midir zaten?..
    Mehmet Ilgen
    Bu kitabı yazıldığı dilde okuduğum için kendimi o kadar şanslı hissediyorum ki.
    AyseL
    Bir çeviriye göre orjinal olanın duygusu daha yoğun hissediliyordur muhakkak.
  • Mehmet Ilgen bir yorumu yanıtladı.
    Bir sevgili her şey değilse, hiçbir şeydir.
  • Mehmet Ilgen yorumladı.
    ''Bir daha dünyaya gelsem aynı hayatı, daha ustaca ve korkusuz yaşarım.
    Ama bu sefer seni tanımakta gecikmem...''
    Mehmet Ilgen
    Inanır mısınız bende aynı kitabın girişine buna benzer bir söz yazmıştım ve Leylaya zalım Leylaya hediye etmiştim. Kapağını bile açmamış:) Bir gün kuzeni kitabı karıştırırken yazıyı sesli okumuş. Bu sözler Memede ait olmalı nereden okudun demiş ama yine okumamış.
  • Mehmet Ilgen yorumladı.
    Ve galiba, beni ölüm döşeğinde bile çağırsan, yataktan kalkıp seninle gelmek için gücümü toplardım.
    Mehmet Ilgen
    Yanımdan, bir su birikintisiymişim gibi geçip giden, bir taşmışım gibi üzerime basıp giden seninle...
  • Mehmet Ilgen yorumladı.
    Düşünün... çünkü henüz yasaklanmadı.
    Mehmet Ilgen
    Üstümü arama polis!! Hepsi kafamda.
  • Mehmet Ilgen yorumladı.
    102 syf.
    ·10/10
    Tekrar selam beybisiler .. Sahaftan topluca aldığım Yaşar Kemal kitaplarını yavaş yavaş hatmetmekle geçiyor günlerim bu sıralar işyerinde Çankırı ve Çorumlular rahat verdiği müddetçe... Bugün kısa diyerek elime aldığım bu kitabıyla bir başka darbe daha yedim Yaşar Kemal' den.. Siyasi tarih ve tarih üzerine okuduğum yıllarımı sorgulatır oldu bu sene bana Cengiz Aytmatov , Cengiz Dağcı ve Yaşar Kemal .. Umarım ömür yeter de külliyatı okuyup çaktırırız tabutumuza çivileri .. Fazla zamanınızı almayayım diyorum .. Lafı dolandırmadan konuya giriyorum ..

    Bugün bu kitabı bitirdikten sonra Yaşar Kemal' in hayatına da bakayım dedim .. Bir 50 60 sayfa kadar da onu okudum .. Çocukluk , yani ortaokul yıllarına kadar geldim .. Ve bu kitabıyla örtüşen bazı noktalar gözüme çarptı .. Sizler de bilin istiyorum .. Okursanız ne ala .. OKUMAYANIN EVİNE BOMBA DÜŞE ..

    Yaşar Kemal, 1915 ' te Rusya' nın Osmanlıyı püskürtmesiyle yerinden yurdundan olan bir aileden geliyor .. Önce Van' a ordan türlü türlü yerleri geçip , çöller aşıp Çukurova' ya kadar geliyorlar .. Yolda geçirilen türlü badireleri buraya yazsam ne bende derman kalır, ne sizin gözünüzde yaş .. İnanılmaz zorluklarla yerleşiyorlar Çukurova' ya .. Bilenler biliyordur da bilmeyenler için söyleyeyim , bu adamın işi gücü Çukurova..Malzemesi kırsal yaşam , çimentosu ezilen köylü - işçiler ve yaşamları , çektikleri sıkıntılar , halkın cehaleti ve uygulanan akla mantığa uymayan örf ve adetler ..Biliyorum çok "ve" kullandım .. Atlatıcaz bunları da yaza yaza =)) (Bu örf ve adetler + cehalet kısmını sağ cebine koy ilerde lazım olacak .. ) Payı da paydası da hep ezilen kesim..Bunu da hiç dolandırmadan , "Sonradan ben SOSYALİST savaşıma girdiğimde hiçbir kasaba soylusu , zengini benimle konuşmazken ... " diyerek açık açık belirtiyor verdiği röportajında .. Saflar belirlenmiş yani sizin anlayacağınız tee o dönemden .. Bu kısa ama içi baya zehir zemberekle sıvanmış öyküyü okurken birşeyi daha fark ediyorsunuz ki bu ADAMdaki betimleme ve hayal gücünün ucu bucağı yok.. Nükleer reaktör gibi .. Her satırı , satırdaki her nesneyi öyle güzel işlemiş , öyle güzel tasvirini yapıp önünüze koymuş ki film gibi akıyor okurken anlatılanlar.. Bir ara ÖREN BAYAN LOGOSUNA dönüştüm mü acaba diyip aynaya baksam mı diye durup düşünesim geldi.. Oya gibi işliyorsunuz .. Kitap okumak denmez buna .. O kadar diyim sen anla canım kardeşim .. Anlatım demeyim ama cümle yapısı itibari ile tam olarak kendisi ile henüz ileri düzeyde haşır neşir olamadık .. Alışma safhasındayız..Ama bu bile yetti... Hem de BAYA BAYA !! Bu kopukluk , kullandığı yöre ağzından kaynaklanmıyor pek tabii.. Çünkü Fakir Baykurt' tan şive ve ağız yapılarına , Aziz Nesin' den de o dönem yazarlarının kullandığı kelimelere aşinayım .. Nasıl ki Fakir Baykurt ve Kemal Tahir diyalogların , Aziz Nesin abzürtlüklerin ve yapılan ince göndermelerin , iğnelemelerin , Sabahattin Ali de o dönemin aynasıysa ,Yaşar Kemal de betimlemelerin şahı benim gözümde .. Sevenleri kızar mı bilmem ama bunu bir yergi cümlesi olarak almasınlar mümkünse .. Ben bazı yerlerde Sabahattin Ali etkisini baya baya hissettim .. Zaten kendisi de " Ben KUYUCAKLI YUSUF okumasaydım , Teneke ' yi yazamazdım da demiş .. Ulan kısa yazam dedim yine bir dünya yazmışız ..

    DİKKAT SPOILER LI ALAN!

    Kısa keselim ve kitaba gelelim .. İlk kez okuyacaklar bu ne biçim inceleme diyebilirler ... İncelemelerimde normalde spoiler vermem .. Güle oynaya okur bitiririz .. Lakin bu incelemede mecburen spoiler veriyorum .. Bağlayacağım nokta itibari ile vermek zorundayım .. Zaten kitabın arka kapağında yazmışlar çatır çutur ama yine de taksiratımız affoluna..

    Biliyorsunuz ki halkımızın bugüne dek başındaki en büyük baş belası CEHALET ve buna bağlı olarak toplumumuzun , özellikle kırsal bölgelerimizde yaşayan halkımızın genlerine kodlanmış , artık yaşamlarımızın bir parçası olmuş örf ve adetler .. Şimdi kalkıp Türk dediğin ananesi ile yaşar kıvamında yorumlar etmeyesiniz diye örnek de veriyorum .. Misal kan davası ..Misal kız kaçırma !! Kitap bu iki adı batasıca olgunun etrafında şekilleniyor .. Doğuya gitmeye gerek yok .. İç anadoluya gidin .. HALEN DAHA evleneceği kişinin kararını kendisi veremeyen genç insanlar göreceksiniz .. Birbirlerini nikahta gören ve buna görücü usülü diyen insanlar var bu ülkede hala .. Hiç sevmediği insanlarla yaşayıp , hiç sevmediği insanlardan çocuk sahibi olup , hayatını doğmuş çocuğuna adamış , kocasının kölesi olan insanlar var halen .. Kitabımızın başlıca iki kahramanı işte bu saydığım şahıslardan .. Esme isimli bir ana ve oğlu .. Ve sonrasında yaşananlarla olayın bir kan davasına evrilmesi anlatılanlar .. Olay öyle bir raddeye geliyor ki artık köy halkı bu oğlana ÖZ ANASINI öldürtüyor .. Bu bağlamda , bu romanı bir TURKISH Kırmızı Pazartesi DİYE ADLANDIRSAM sanırım cuk oturur.. Çünkü söz konusu köyde bu cinayetin işleneceğini köylüleri geçtim ,öldürülecek kadını da geçtim , horoz ve tavuk ahalisinden kelli kümes eşrafı dahi biliyor .. İŞTE BU ROMANDA ÖYLE BİR CEHALET , ÖYLE BİR YOZLAŞMIŞLIK , ÖYLESİNE BİR YOLDAN ÇIKMIŞ İNSANOĞLU okuyacaksınız ..

    İnceleme burada bitti bitmesine ama biz bu dramı bir yerden daha biliyoruz ..STAR WARS FANLARI TOPLAŞIN!!!! =)) Tam olarak bu şartlar altında oluşmasa da biz bu yoldan çıkmışlığı, Galaksiyi titreten ve esiri olduğu nefreti ile canından çok sevdiği Padme' yi ölüme yollayan DARTH VADER 'dan da biliyoruz ... Kitabı bitirince geçenlerde çevirdiğim bir alıntı geldi direkt aklıma .. Buyrun okuyun ..

    Not : Kitabı okuyup , YILANI ÖLDÜRENLER çok daha iyi anlamlandıracaklardır aşağıda geçen metaforları ..

    Karanlık CÖMERTTİR... Sunduğu İLK hediye "gizliliktir" : gerçek yüzlerimiz tenimizin altındaki karanlıkta saklanır, gerçek kalplerimizse daha derinlerdeki gölgelerde.Ama en büyük sırrımız GİZLİ DOĞRULARIMIZI korumaktan değil, diğerlerinin doğruları BİZDEN SAKLAMASINDAN kaynaklanır.

    KARANLIK BİZİ , BİLMEYE CÜRET EDEMEYECEĞİMİZ ŞEYLERDEN KORUR.

    İkinci hediyesi rahatlatıcı yanılsamadır ..Gecenin kucağındaki hoş rüyaların gevşekliği , günün haşin ışığının geri çevirdiği hayal gücünün güzelliği...Ama en büyük tesellisi , karanlığın geçici olduğu yönündeki yanılsamadır: her gecenin sonunda yeni bir gün doğar.Aslında GEÇİCİ olan gündüzdür. Gündüz bir yanılsamadır.

    Üçüncü hediyesi ışığın kendisidir: günler kendilerini bölen gecelerle , yıldızlar da içinde devindikleri sonsuz siyahlıkla tanımlanırken , KARANLIK IŞIĞI KUCAKLAR.Onu kendi benliğinin merkezinden çekip çıkarır .Işığın her zaferinde asıl kazanan KARANLIKTIR.

    Karanlık CÖMERT ve SABIRLIDIR..ADALETİN İÇİNE ACIMASIZLIK TOHUMLARINI EKEN, MERHAMETİN İÇİNE HORGÖRÜ VE NEFRET DAMARLARINI SIZDIRAN ve sevgiyi şüphe tanecikleri ile ZEHİRLEYEN şey , KARANLIKTIR .Karanlık SABIRLIDIR.Çünkü en ufak bir yağmur damlası bu tohumların filizlenmesine neden olacaktır.Karanlık sabrını korur ve tohumlar filizlenir, çünkü onların büyüdüğü toprak , üzerlerini örten bulutlar, onlara ışık veren yıldızların ardında bekleyen karanlıktır...Karanlığın sabrı sonsuzdur . Eninde sonunda, "YILDIZLAR DAHİ SÖNER."

    Karanlık CÖMERTTİR ,SABIRLIDIR ve her zaman GALİP GELENDİR: HER ZAMAN GALİP GELİR çünkü HER YERDEDİR..Şöminende yanan odunun içinde ve ateşin üstünde kaynayan suyun içindedir ; sandalyenin ve masanın ayağının , yatağının üstündeki çarşafların altındadır..Gün ortasında güneş altında yürürken kendi ayaklarına tutunan karanlık seninle birliktedir.EN KARANLIK GÖLGEYİ, EN PARLAK IŞIK DÜŞÜRÜR..

    Gelgelelim karanlık CÖMERTTİR, SABIRLIDIR ve her zaman GALİP GELİR "ama" gücünün yüreğinde zayıflığı yatar ...Onu durdurmak için tek bir mum yeterlidir. Sevgi bir mumdan fazlası demektir ve sevgi , yıldızları yeniden alevlendirebilir..

    İşte böyle KOKOCAMBOLAR .. DEMEK Kİ NEYMİŞ ? Star Wars elinde lazer tabancası, efenime söyliyeyim FLORASANLARLA (HAY BUNU BANA DİYEN DİLİN KOPSUN SENİN BEAA!!) ile cenk eyleyen zibidileri anlatmıyormuş ..

    KARANLIĞA SELAM OLSUN !!

    Geçen biri soruyordu bu ışın kılıcı renklerinin manası ne diye .. Yeri geldi cevaplayayım ..

    MOR : Bilgelik
    Yesil : Çeviklik
    Kirmizi : Öfke
    Sarı : HASRET !!!! NE O ? BEĞENEMEDİN Mİ?!?! =))

    Esen kalın İŞSİZ KALIN !!!
    Mehmet Ilgen
    Tam bir Yaşar Kemal okuru. Yazmış da yazmış, yaz babam yaz etmiş :) teşekkürler eğlenceli, akıcı, tok, konu itibarı ile hüzünlü bir inceleme olmuş.
    Tuco Herrera
    Evet bu biraz öyle oldu.. ama incelemelerim genelde hüzünlü değildir.. daha mizahi bir dille yazarım =))
Işçi
Lisans
Istanbul
Diyarbakır Kulp, 21 Mart 1994
Erkek
22 okur puanı
30 Ağu 13:58 tarihinde katıldı.
2019
81/85
96%
81 kitap
23.260 sayfa
2 inceleme
79 alıntı
11 günde 1 kitap okumalı.

Okuduğu kitaplar 81 kitap

  • Kırmızı Pazartesi
  • Mürebbiye
  • Martin Eden
  • Hayvan Çiftliği
  • Ademden Önce
  • Çankaya
  • Gör Beni
  • Seksen Günde Devriâlem
  • Gül Kokulu Hikayeler
  • Şato

Okuyacağı kitaplar 6 kitap

  • Engereğin Gözü
  • Konstantiniyye Oteli
  • Edebiyat Mutluluktur
  • Mavi Karanlık
  • Tek Kişilik Ölüm
  • Yabancı

Beğendiği kitaplar 1 kitap

  • Ölmez Otu