Sabır ,herhangi bir işe veya oluşa ,sonu iyi olsun diye girişmek, göğüs germek, tahammül etmek veya rıza göstermek değildir... Sabır ,ilahi tasarımda hiç bir işin veya oluşun kötüye varamayacağını bilmek ,idrak etmek ve bu idrak ile gülümsemek , mutlu, huzurlu olmaktır.
Ama işte demek ki hiç bırakmaz sanılanlar da insanı terk edebilirdi. Hem de en beklenmedik bir günde. Azalmaktan korkmak yerine, çoğalma umudu yeşertilen bur vakitte..
İdeoloji, sanat, politika, insanın yerine geçen her şey, insanı öldürüyor. Oysa insanlık adına ideoloji, insanlık adına sanat, insanlık adına politika yapılıyor. Ama sonra hepsi Frankenstein gibi yaratıcısının iradesine boyun eğmekten vazgeçip, insanı yok etmeye başlıyorlar.
Güzel olan herkesin şüpheli sayılacağı bir dünya geliyor. Ve yetenekli olan herkesin. Ve karakter sahibi olan herkesin. Anlıyor musunuz? Güzel bir hakaret olacak. Yetenek bir kışkırtma. Karakter ise bir suikast. Çünkü şimdi onlar geliyor, sürüne sürüne dört bir yandan ortaya çıkıyorlar, yüzbinlercesi, belki daha da fazlası. Her taraftan geliyorlar. At hırsızı tipliler. Yeteneksizler. Karakter fukaraları. Ve güzel olanın üzerine vitriol(zehir) dökecekler. Yeteneğe zift, kükürt ve iğrenç iftiralarla zulüm edecekler. Ve karakter sahibi olanı bıçaklayacaklar. Geldiler bile. Ve sayıları gittikçe artıyor. Dikkatli olun.
Biz nasıl değişiyorsak mekan duygumuz da değişir;insanın etrafında hiçbir zaman değişmez bir düzen olmaz. Aynısı hayat içinde söz konusudur; yöntemler oluşturur ve uzun süre zaman planımızın mükemmel olduğunu düşünürüz, sabah çalışır, öğleden sonra yürüyüşe çıkar ,akşam kendimizi geliştiririz. Ve bir gün gelir, gündelik akışın ancak tam tersi yönde katlanabilir ve anlamlı olduğunu fark ederiz, nasıl olup da yıllarca böyle saçma bir düzenlemeye göre yaşadığımızı anlayamayız. Böylece içimizde ve etrafımızda her şey değişir. Her şeyin bir mühleti vardır, yeni düzenin, yeni ruhsal huzurun; hatta değişim bile günün birinde zaman aşımına uğrayacak, kendine özgü bir kanuna göre gerçekleşir.