“Buna değip değmeyeceğini nereden biliyorsun? Dışarıda ne olacağını bilmiyorsun. Ya aynı söyledikleri gibiyse? Ya sadece bir çölse?”
Dönüp bir an bana baktı.
“Sanki burası değil mi?”
Ama Aaron vardı. O tüm bunlara değerdi, öyle değil mi? Acıya, korkuya, açlığa değerdi o. Her şeye değerdi… Ta ki… Ta ki bana, ben hiçbir şeye değmezmişim gibi bakana kadar.
Düşünebildiğim tek şey, yüzündeki o ifadeydi; başka insanların da yüzlerinde gördüğüm ifade. Yüzlerce kişi bana öyle bakmış ama Aaron hiç öyle bakmamıştı, bir an bile.
Bakışlarında tiksinti vardı.