" Kötü bir usta, ama iyi bir çıraksın çünkü; koca binaya değil de, duvardaki taşa takılıyor gözün; hâlâ adımlarını sayarak yürüyorsun; bir soruyu çözeyim derken, sayısız sorunun önüne atıyorsun kendini; durduk yerde, bir ağacın gövdesi ile konuşuyorsun; dünyayı almıyor bir türlü aklın."
“Eğer sen dünyada isen vaktin dünyadır, eğer ahirette isen vaktin ahirettir. Korkuyorsan vaktin korku, huzursuzsan vaktin huzursuzluktur. Zamanın hakikatine er, vaktin hükmünün altından kurtul. Hatta zamanı kendi hükmünün altına al. Sen hem sorusun hem cevap. Hem bedenin var hem de ruhun. Ruhunu bedeninden dışarı çıkar. İç özgürlüğüne kavuş. Bakışlarını kendi yüreğine çevirebilirsen aydınlanırsın. Dışta her şey çatışıyor. Ancak içerde bir uyum içinde birleşebilirsin. Dışarıya bakıyorsun bu yüzden düş görüyorsun. Sen uyanık ol bunun için içe bak."
Hanne
Bir yolun artık sonuna yaklaştığımızı işaret eden yerler vardır. Yolcular, çok arzulasalar bile varacakları kente ansızın varmak istemez, önce ona yaklaştıklarını haber veren mekanlara dikkat kesilirler. Bu dikkat onlara sadece toparlanacakları geniş bir zaman bahşetmez, "son" la birdenbire yüzleşmelerinin gerginliğinden de uzak tutar.