Risalelerimiz her evde. Sokağa layıkıyla ulaşabiliyoruz ve sıradan insanı düşünmeye çağırma konusunda başarılıyız. Diyoruz ki, ey insan, kurtuluşa ve huzura ancak ruhunu özgürleştirerek varabilirsin. Bunun için sahip olduğun ama farkına varamadığın gizli yetenekleri geliştir. Bu söylediklerimiz bazen merkezi otoritenin düşüncesiyle uyuşuyor, çoğu zaman da uyuşmuyor.
Uyuşmuyorsa yöneticiler bizden çekiniyor. Çünkü onların hiç sevmediği bir işi üzerimize almış oluyoruz. Karşılarına, düşünen ve bilgili insanların çıkmasına yol açıyoruz." Halit Ağa'nın da söyleyecekleri vardı ve sözleri Imam Abdul-
lah'inkilerin açıklaması gibi olacaktı.
"Onlar karşılarında tek tip insan istiyorlar. Oysa biz, sınırları zorlayan bireylerin yetişmelerini sağlıyoruz. İnsanlara, Acem in de Arap'in da iyi taraflarını almalarını öğütlüyoruz. Bir Babilli kadar eğitimlerine önem vermelerini istiyoruz. Musevi kadar sabırlı, Isa gibi saygılı olmalarını tavsiye ediyoruz. Yunanlı kadar bilime düşkün, Hintli kadar gizemci ol ve hayatını Sufi olarak temiz yaşa diyoruz. Kısacası, erdemlerin sentezinden yana davranıyoruz. Tekâmül etmiş bireylerden oluşacak bir dünyanın hayalini kuruyoruz. Kurmakla kalmıyor, böyle bir dünya yaratıyoruz. Düşünsenize, bu tür insanlardan oluşan toplumları yönetmek kolay mı? Belki cahillerden oluşan toplumları yönetmekten daha kolayı ama yönetici kastın da aydınlardan oluşması kaydıyla."