Mehmet Deveci

Mehmet Deveci
@Mehmetdvc
Güzel olan herşeyin sonu var anlayan anlar anlamayanlar oyalanip durular anlayana kadar
Hayat bi kaşık su, elleme dur yaram derin Yokluğun en zirvesine taşıyansın kadın beni
Reklam
Bana martılardan bahset en çok da ellerinden Öpemediğim ve görmediğim o güzel gözlerinden
Bir sigara bir hayat sen bir sigara bile değmezsin hadi çek zulanı
50 Yaşında Bir Adamın Doğum Gününde Yazdığı 10 Maddelik Hayat Dersi “Her gün ne kadar aptal olduğumu daha iyi anlıyorum. Aptal olmak normaldir. Ama ben 18 yaşındayken kendimi bir dâhi sanıyordum. Şimdi ise tam bir ahmak olduğumu fark ediyorum.” … 1) “Deneyim, her türlü maddiyattan daha değerlidir.” 2) “Hayatınızda yapacağınız en önemli kariyer seçimi, eş seçiminizdir.” 3) “Parayla ilgili üç yetenek vardır: Onu kazanmak, elde tutmak ve büyütmek. Bunların üçü de birbirinden çok farklı yeteneklerdir.” 4) “Çocuk sahibi olmak korkunç bir şeydir. Ama çocuk sahibi olmak muhteşem bir şeydir.” 5) “Bu konudaki tüm bilimsel çalışmaları bir kenara bırakarak söyleyebilirim ki, sekiz saatlik bir uyku çok önemlidir.” 6) “Yiyip içtiklerinize dikkat edin ve her geçen yıl porsiyonlarınızı biraz daha küçültün. Yaş ilerledikçe ne kadar spor yaparsanız yapın bir faydası olmuyor.” 7) “İnsanların sizin hakkınızda ne düşündüğünü önemsememek için çaba sarf edin. Bu, benim için hâlâ çok zor ama öğreniyorum.” 8) “İletişim kurduğunuz herkesi sanki kendi çocuğunuzmuş ve yarın ölecekmiş gibi hayal edin. Böylece dinlemeyi ve nâzik olmayı öğrenirsiniz.” 9) “Öfke aslında gerçek bir his değildir; onu yaratan korkudur. Öfkelenmeden önce sizi korkutan şeyin ne olduğunu düşünün.” 10) “Her beş senede bir hayatınızda radikal değişiklikler yapın. Aksi halde hayat oldukça sıkıcı olabiliyor.”
Ağrı Dağı’nda yaşayan Ahmet’in evinin önünde, çok güzel, zengin ve önemli birine ait olduğu anlaşılan bir at bulunur. Ağrıdağı geleneğine göre bu at, kapısına geldiği için, Ahmet’in hakkıdır. At, Ahmet’in evinin önüne şans eseri gelmediğinden emin olunması için üç kez serbest bırakılır, fakat üç kez de Ahmet’in yanına döndüğü için ona ait olduğu kabul edilir. Daha sonra, atın bölgedeki Osmanlı Paşası Mahmut Paşa’ya ait olduğu anlaşılır. Mahmut Paşa geleneğe karşı gelerek atını geri ister. İsteği reddedilince Ahmet’in köyünü yakar ve onu zindana atar. İlerleyen bölümlerde atı kendisine teslim edilse de, Ahmet’i ve ona yardım edenleri öldürmekte kararlıdır. Ancak bu sırada, zindandaki Ahmet ile Mahmut Paşa’nın kızı Gülbahar arasında bir ilişki başlar. Gülbahar, kendisine aşık olan Zindancıbaşı Memo’nun hayatı pahasına Ahmet’i kaçırır. Bunu öğrenen Mahmut Paşa, Gülbahar’ı da zindana attırır, fakat Ahmet önderliğindeki halk sarayı basarak onu kurtarır. Ahmet ve Gülbahar, onurlu ve geleneklere saygılı bir Bey olan Hoşap Beyi’nin yanına sığınır. Hoşap Beyi, Mahmut Han’a ne isterse vereceğini, her türlü masrafı karşılayacağını, ama Ahmet ve Gülbahar’ı teslim edemeyeceğini bildirir, misafirlerinin evlenmesine izin verilmesini ister. Bir süre Hoşap Kalesi'ne saldırmayı düşünen Mahmut Paşa, daha sonra Ahmet’in Ağrıdağı’nın tepesine tırmanmasını istediğini, bu görevi başarabilirse onu kızıyla evlendireceğini söyler. Ahmet görevi kabul eder ve onu izlemek isteyen halk akın akın Mahmut Paşa’nın sarayının çevresine toplanır. Uçsuz bucaksız kalabalığın, Ahmet’in başarısız olması durumunda sarayını yerle bir edip kendisini öldüreceğini anlayan Mahmut Paşa, sonunda halkın isteğine boyun eğip Ahmet’in geri çağrılmasını söyler. Ancak, buna gerek kalmaz, çünkü Ahmet dağa tırmanışının
Reklam