"İsimsiz Tablo" ( orjinal adıyla "Adsız Tablo" ) yazarın en sevdiğim kitaplarındandır.
Bu zamana kadar polisiye yazan yazarlar arasında beni en çok korkutan ( o kadar korkarım ki, sabaha kadar gözümü kırpmam, sabah olunca da okula gitmek istemem :) ) yazardır Elhan Elatlı.
İsimsiz Tablo yine hemen hemen yazarın her kitabında olduğu gibi Kanbay Kasımlı`nın olaylara dahil olmasıyla başlıyor. Bir apartmanda tanınmış, genç, evli ressam evinde öldürülüyor. Bu olayda her kes suçlu gibi görünse de tabii ki tek katil var. Peki o katil kim ve ressamdan ne istemiş olabilir? Olayın tabloyla ne ilgisi var ?
Olaylar o kadar sistemli cereyan etmiş ki kitapta, okurken katil demediğim karekter kalmamıştır sanırım. Yazar yine olayları ilmek atar gibi sık sık bir birine dokumuş ve açması için beyinlerimize sunmuş gibi.
O kadar olaydan sonra sonunu ( katilin kimliğini, cinayet sebebini ) bir sayfada özetlemesi en sinir olduğum noktadır :)).
Velhasıl, Kanbay Kasımlı yine iş başında ve onun zekasından ne kurtulmuş ki bu olayda kurtulsun. :)
Məncə Aqata Kristinin yanında zəif qalıb. Oxuduğum müddətdə gedişi izlədim və artıq kitabın ortalarında qatilin kim olduğu və gedişatın necə olduğunu bildim. Daha yaxşıları da var..
Eğer bu kitabı okuduysanız kendinizi tebrik edebilirsiniz.
Durağan bir dili, merak uyandırmayan ve sonu nereye gittiği belli olmayan konuyu, isimlerin benzerliğinden dolayı kim kimdi ya diye karışan karakterleri başarıyla atlattınız. Şimdi size ne kattığını düşünmeye geçebilirsiniz. Hristiyanlıkta geçen 7 günahı ve sonuçlarını kesinlikle karakterlerle birlikte tek tek öğrenmiş oldunuz. Ayrıca gerçekte yaşanan muz işçileri katliamına* değinmesi ile birlikte günümüz olaylarından bir facianın nasıl olduğunu artık biliyorsunuz.
Ne zorlamalarla, okumak için kendinizi ittirmelerle dolu, acaba bıraksam mı düşünceleriyle başa çıkarak Nobel ödüllü bir kitabı daha bitirmiş olmanın şevkiyle çerez kitaplara yönelip kafanızı dinleyebilirsiniz.
* Bu sayede nobel'i almıştır.