Yazarı “Kambur” adlı kitabıyla tanımış ve sevmiştim. Bu kitaba da o iştahla başladım; fakat kitaba öyle kolay kolay giremedim. Cümle yapıları ve yoğun anlam katmanları beni biraz yordu. Bütün cümleler bu kadar ağdalı ve katmanlı olunca okumak epey zorlayıcı olabiliyor. Kitap dört öyküden oluşuyor. İkinci ve üçüncü öykü birbirini tamamlar nitelikte. Ancak dördü de konu itibarıyla benzer temalar etrafında şekilleniyor: varoluş, kendine ve topluma yabancılaşma, arayış… Hep bir arayış hâli.
Konular kesinlikle ilgi çekici. İkinci öyküden itibaren, sanırım cümle yapılarına da alışmamla birlikte, okuma daha keyifli bir hâl aldı,
fakat bayıldığımı söyleyemeyeceğim.