Biz bu dünyaya ayırmaya, bölmeye, parçalamaya, gelmedik. Biz kırıkları onarmaya, ayrılanları birleştirmeye, hasılı insanlar arasında köprü olmaya geldik.
Bazen öyle dönemler olur ki insanın hiçbir şey yapası gelmez. Tesadüf bu ya, böyle zamanlar hep büyük yükleri yükler insanın üzerine. Franz Kafka, "Milena'ya Mektuplar"da şöyle der: "Palto giymeye üşenirken bu koca dünyayı sırtımda nasıl taşırım ben?" Biz bile anlamazken, başkasına nasıl anlatırız?
"Etrafınıza şöyle bir göz gezdiriniz! Gerçek hayat denilen şeyin ne olduğunu, nerede olduğunu bilmiyoruz bile! Kitaplarımızı, hayallerimizi elimizden alsalar, öylece ortada kalakalacağız."
Sıkıldım bu şehirden. Ne bekliyorum ? Gelmeyecek olanı beklemeye, daha ne kadar umut gerek? Olacağı olsa olurdu "sabırda yorulur demiştim"...
Bilal işgören