Melodic A

Melodic A
@Melodic_A
Grafik Tasarımcı
2 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
Bizler analog çağın son çocuklarıydık. Bizden sonrası dijital çağın içine doğdu. Yani bizler kasetten veya plaktan müzikler dinledik. Bunlar analog teknolojilerdi. Şimdi artık her şey dijital. Müzik de öyle. Müzik dinlemek için internet paketinin olması gerekiyor. Müziği yanında taşımıyorsun, tüm müzikler bir bulutun içinde senin bağlanmanı bekliyor. Ama hiçbir dijital teknoloji, plaklardan dinlediğin müzik kadar detaylı ve gerçekçi olamaz. Çünkü analog biraz da gerçek demek. Plaklara müziği kaydeden alet bir dikiş makinesine benzer. Ses dalgalarının oluşturduğu kuvvet iğneyi itekler ve o iğne plağın üzerine nakış nakış işler o çalınan şarkıyı. Bu annelerimizin bize ördüğü kazak ile filanca yerden satın aldığımız kazağın arasındaki fark gibidir. Birisinde gerçek bir emek vardır diğeri ise seri üretimden çıkmıştır. Tıpkı eski müziklerle şimdikiler gibi ve tıpkı kağıda ve kaleme dokunmak istemek gibi, çünkü doğal ve gerçek olan bu...
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Tüm bunlar, bana kendimi bir kozaya kapatmışım hissi veriyordu. Şimdi güzel güzel anlatıyorum ama bu süreci yaşarken bazen ölmeyi istiyordum. Bazen de sanki ölecekmişim, yolun sonuna gelmişim hissine kapılıyordum. Nitekim hayat bizim algıladığımızdan çok daha karmaşık ve büyük bir detay yumağı. Ve tırtılın, "yolun sonu" dediğine; ustalar, "kelebek" der...
Hayat bizleri tekrar dönüştürüp duruyor. İstediği şekle sokuyor ve sonra bozup tekrar yapıyor. Geri dönüştürülen plastik atıkları ne kadar çok geri dönüştürülürlerse, plastik özelliklerini yani özlerini o kadar çok kaybediyorlar. Bizim için asıl mesele bu dönüşüm sürecinde özümüze sahip çıkabilmek. Benliğimizi korumak veya ruhumuzu kaybetmemek. Yapabileceğimiz tek şey bu. Ve bir de beklemek var. Tüm bu rüyanın biteceği günü beklemek...
Derin olmak, her şeyin yüzeysel olduğu bu çağda biraz yorucu bir yaşama şekli sayılır. Kimsenin üzerinde durmaya tenezzül etmediği ayrıntılar ve onların ekseninde dönüp duran binlerce ihtimalden oluşan tahayyül aleminin içinde mesai yapmak kolay bir iş olmasa gerek... Ne kadar derin olduğumuz tartışılabilir, belki sandığımız kadar da derinlerde değilizdir ama yine de yüzeysel, sığ olmasındansa derinlerde gezmeyi seven bir ruhum olmasını tercih ederim. Arada bir boğulma hissi verse de...
Zaman üstüme çöker bazen, öldürmek için henüz yeterince güçlü olmadığını bile bile ruhumu sıkıştırır modern şehrin mekanik gürültülerinin içine. Mozart'ın arsız perileri, teşir ürünlerine döndüğünden beridir, sessizliğin makyajsız halini arıyorum. Pişmanım. Herhangi bir köyde piyano çalmadığım için. Atölyemdeki kelimelerin üstünden toz alırım böyle zamanlarda. Bazen silsilesini değişip yeniden dizerim onları mânâ raflarına... Ama hiçbiri, doğanın rastgele gibi görünen düzeni kadar muhteşem olmaz. Bu gönderiyi trilyonlarca ihtimalin arasında senin görmen gibi...