Görüyorsunuz ya, hiç savaşları olmamıştı onların. Hiç kralları, papazları ya da aristokratları da olmamıştı. Kardeşti onlar, gelişiyorlarsa da birlikte gelişiyorlardı, rekabetten değil, birlikten.
“Bizim erkek çocuklarımız büyüyünce ‘güçlü bir asker’, ‘kovboy’ ya da canları ne istiyorsa onu olmayı, kız çocuklarımız ise sahip olacakları evleri ya da kaç tane çocukları olacağını planlarken buradaki özgür ve kaygısız çocuklar, büyüdüklerinde ülkeleri için ne yapabileceklerini planlıyorlardı mutlulukla.”
..kadının tarihsel boyunduruğunun, kadının tarımda ürettiği üretim fazlasının erkek tarafından el konulmasıyla başladığını söylüyordu. Gilman'a göre bu durum, boyunduruğun ilk biçimiydi,daha sonra sömürü için model olmuştu. Bu boyuneğme kadının gelişimini durdurmuş, böylece bütün kadınları insanlığın dışına itmişti. Erkek özelliği dediğimiz cesaret, güçlülük, yaratıcılık, cömertlik ve dürüstlük gibi özellikler aslında bütün insanlara özgü özelliklerdir; ne var ki bu gerçek, kadınlardan esirgenmiş, böylece kadınlar bunların sadece erkeklere özgü özellikler olduğuna inandırılmışlardır. Bir kadının ise "namuslu" olması için gereken tek şey "namus", yani bekarettir. "Kadınlar gelişmemiş erkek değildir," demiştir Gilman, "ancak insanlığın yarısını oluşturan kadınlar gelişmesi engellenmiş insanlardır."