“Bunların Babıâli’yi bir basmaları vardır, yanında Bastil Baskını on para etmez. İttihat Terakki Merkezi’nde o gece oturmuşlar da sabaha kadar nasıl şakalaşmışlar, bilir misiniz? ‘Yarınki işi yüzümüze gözümüze bulaştırırsak, Çingene boynumuza ipi nasıl geçirecek? Senin düğüm arkaya iyice oturmamalı ki… Hırıldamaya başlamalısın ki…’ diyorlar. Arada bir rahmetli Talât’ın hatırı sayılır göbeğine bakıp birbirlerinin karınlarını dirsekleriyle dürtüşlüyorlar da, ‘Bunu çekecek ipi urgancılar büktüler mi bükmediler mi?’ diye gülüşüyorlar!"
"+Size o kadar bağlı ki, insanın kıskanacağı geliyor."
"-Bağlıdır. Ama bu çeşit bağlılıkların bir çürük yanı oluyor. Katır, beni burada bulmasaydı da Faytoncu Osman’dan biraz güler yüz görseydi, ona da bağlanırdı, iki yakamızın bir araya gelmemesi bu ölçüsüzlükten galiba!”
“Bu ‘bizden’ sözü Kâmil Bey’in doğruca yüreğine vurdu. Günlerdir gerilen sinirleri neredeyse boşanacak, dişlerini sıkmasa çocuk gibi ağlamaya başlayacaktı. Gözlerini bir an yumdu. Dünya yüzünde bir başına, dayanaksız kaldığını sandığı kimlere karşı nasıl alçaklık ettiğini dehşetle anlamıştı.”