Sevgili Lilyum…
Aslında şimdi daha iyi anlıyorum; beklemek, beklemekten vazgeçmekten çok daha derin, çok daha insanca bir şeymiş. Vazgeçmek bir karar sanıyordum, meğer bir tükenişmiş. Beklemek ise her şeye rağmen ayakta kalmaya çalışmakmış. İnsan vazgeçtiğinde acı biter sanıyor ama biten acı değil, kalbin sesi oluyor. Beklerken canın yanıyor evet, ama o yanış sana hâlâ yaşadığını hatırlatıyor. Artık hiç gelmeyecek olanı beklemek bile güzelmiş; çünkü o bekleyişte sen varsın, ben varım, bir zamanlar var olmuş bir sevdanın izi hâlâ sıcak.
Beklemek zamanla yarışmak değilmiş Lilyum, zamanın altında ezilmeyi kabul etmekmiş. Her geçen gün biraz daha ağırlaşan bir yükü sessizce taşımakmış. Kimse görmeden, kimse anlamadan. İnsanlar soruyor: “Neyi bekliyorsun?” Cevap veremiyorsun. Çünkü beklediğin şey bir insan değil sadece; bir bakış, bir ses, bir ihtimal, belki de eski halin. Beklerken insan geçmişi de bekliyor, geri gelmeyeceğini bile bile.
Artık gelmeyeceğini bilerek beklemek…