Bizleri daima hasretle bekliyor, esarete mahkum ettiğimiz kutlu mirasımızı bir gün biz Türklerin tekrar geri alacağına inanıyorlar.Bizlere duydukları bu sonsuz güveni bizzat görüp hissetmek bana bir kez daha dava şuuru ve azimle çalışmaya devam etmem gerektiğini hatırlattı.
Kudüs, başlı başına bir Hakk davasıdır.Hakk ve batılın ayrımında kilit taşıdır.Kudüs'ü kendine dava edinmiş olanlar doğrudan doğruya Allah'ın ve İslam'ın davasını üstlenmiş olurlar.Bu da her Müslüman'ın görevidir.Kudüs konusunda esnek davrananın İslam'ı anlama ve kavrama konusunda bazı yerlerde eksiklikleri olduğunu görebilirsiniz.
Müslüman olmanızın yanında Türk olmanız sizi bu topraklarda muteber bir konumda tutuyor. Türkiye, Osmanlı Devleti'nin devamı olarak, bu coğrafyaya sahip çıkmaya devam etmekle itibarını korumayı sürdürüyor.
İnanıyorum ki Kudüs, kalbini eline alıp "Bakın insanlar, burada sizin için hiçbir kötü duygu, olumsuz düşünce, zararlı niyet yok" diyebilecek, herkesle basiret ve bilgi temelli ilişki kurabilecek, son peygamberin eşsiz mesajını hikmetle anlatabilecek Müslümanlara ihtiyaç duyuyor, bunun hasretiyle kavruluyor.
Bu Kudüs'e ilk gidişimdi ve kesinlikle geç kaldığımı fark ettim. Tanıdığım herkese ne yapıp edip o kutlu beldeye bir an önce gitmesini hararetle tavsiye edeceğim bundan sonra.