Didem

1917'de ünlü Balfour Deklerasyonu'yla Filistin'de Yahudilere bir vatan sözü vererek Pandora'nın kutusunu açan İngiliz devlet aklı, aradan otuz yıl geçtikten sonra, Araplarla ilişkilerinin istikbalini düşünerek, bu defa çekimserliğe karar veriyordu.
Sayfa 41·Kitabı okudu
Reklam
Abdullah, başına geçtiği küçücük emirliğin ancak iki şartla yaşayabileceğinin farkındaydı: Bir; Kudüs'ü sınırlarına dahil etmek ve bu suretle İslam dünyası içinde bir denge unsuruna dönüşmek. İki; Siyonistlerle anlaşma imzalayarak Filistin'i Yahudilerle bölüşmek. Siyasi kariyerinin kalan otuz yılı boyunca, Abdullah bu iki hedefi gerçekleştirebilmek için çalışacaktı.Birincisini hayata geçirmeyi başaracak, ikincisi ise canına mal olacaktı.
Sayfa 27·Kitabı okudu
Kur'an'ın üstüne basa basa İsrailoğulları'ndan söz edip durmasının da, Miraç gecesinde Kudüs'ün durak seçilmesinin de, Hazreti Peygamber'in Yahudilerin domine ettiği bir şehre, Yesrib'e (Medine) hicret etmesinin de hikmetleri burada gizlidir: Ümmet, kıyamete kadar İsrailoğulları ve Filistin topraklarıyla imtihan olacak; bu, Kur'an ayetlerinin ve Siyer-i Nebi'nin işaret ettiği muazzam bir hakikattir.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Müslümanlar, kendilerine ait olan bir mekanı ve değeri öylece yüzüstü bırakamazlardı. Önce gönülleriyle oraya yönelir, daha sonra ilk fırsatta ayak basar, nihayet şartlar olgunlaştığında da himayelerine alırdı.Hedefe doğru tedricen yürünürdü.
Sayfa 75·Kitabı okudu
İsrail'in özünde seküler bir ideoloji olmasına rağmen dini referansları siyasete malzeme yapan siyonizmin harcıyla kurulmasının ardından Kudüs'teki "altın oran" da kayboldu. İsrail, insanlık ve Ortadoğu tarihinde kanlı bir parantez olarak kalacak.Geriye yine Kudüs'ün ihtişamı ve derinliği kalacak.
Sayfa 71·Kitabı okudu
Reklam