Milliyetçiliği bir soy üstünlüğü ve bu üstünlük için dünyayı cehenneme çevirmek diye bilmek ucuz bir cahilliktir. Bu cahilliği 1940'lardan beri komünistler besliyor, büyütüyor. Çünkü komünizm yaşayabilmesi, bir ırkın üstünlüğü ve egemenliği için dünyayı cehenneme çevirebilmesi için milliyetçiliğin yok edilmesi gerekir. İnsanlar milliyetçilikten kopmalı, umacı gibi görmeli, nefret etmeliler ki komünizm ahtapotunun kollarına can bulmak için atılabilsinler. Yoksa komünizm ucuz cahilleri ve milletin kanını eme eme adlanmış pahalı münevverleri olmayan bir ülkede kolay kolay yer bulamaz. Çünkü milliyetçilik, soy üstünlüğü ve bu üstünlük uğruna dünyayı cehenneme çevirmek değil, aksine soyun varlığını koruma düzenidir, dilerseniz milliyetçilik soyun tabii içgüdüsüdür de diyebilirsiniz. Varlığını korumak isteyen emperyalist olamaz.
"Onu gerçekten sevmediğini şimdi anlamıştı. Sevdiği şey Ruth değil, idealize ettiği, kendi kafasında yarattığı uhrevi bir şeydi; kendi aşk şiirlerindeki ışık saçan ruhtu. Hakiki Ruth'u, sınıfının tüm o kusur ve zaaflarını taşıyan, o sınıfın psikolojisinin umutsuz sınırlarıyla kısıtlanmış burjuva Ruth'u hiç sevmemişti."
Sayfa 460 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"N'oldu, Zeze?"
"Hiç. Şarkı söylüyorum."
"Şarkı mı?"
"Evet."
"Demek ki kulaklarım sağır olmuş."
Acaba insanın içinden de şarkı söyleyebildiğini bilmiyor olabilir miydi? Sesimi çıkarmadım. Bilmiyorsa benden öğrenecek değildi.