MERYEM DEMİR

“Bunu yaptım, şunu yaptım, görevimi yaptım, şöyle oldu, böyle oldu… “değil, ibadetin, anlayışın, inancınla kendini ne kadar dönüştürdün, kainattaki görünüşün, geldiğin seviye esastır. Eğer olduğun halete bir bilgi aktaramadıysan, bilgiyi biriktirmekle yetinip haletine geçiremediysen, belki sadece %1’i geçtiyse işte sen %1 kadarsındır. Bu beden süreci sonlandığında, bildiğin ve inandığın her şey burada kalır. Götüreceğin şey, imanındır yalnızca. Yani halin, haletin… Haline aktarbileceklerini götürebilirsin. Hangi semineri alırsan al, hangi bilgiyi dinlersen dinle, hangi kitabı okursan oku, onu hale geçiremediğin sürece, bir faydası olmayacaktır. Bilgiyi alıp hale geçirebildiğin zaman zenginleşirsin. Öğrenmek seni alim yapsa bile halete geçemiyorsan bir kıymeti yoktur..
Sayfa 100·Kitabı okudu
… Verdiğimiz her bir karar başka yaşamlara dokunuyordu acımasızca. Etkilenen her yaşam kendi kaderleri içinde savrulduğunu düşünürken, asla bilmeyeceklerdi, kaderlerinin başkalarının seçimleri yüzünden yaratıldığını. Koca çarkları tutan büyük zincirin küçük birer halkasıyız sadece, farkında olarak, farkında olmayarak. Zaman; kim olduğumuz değilmiş, ne anlama geldiğimizmiş. Bir soru değilmiş, cevap da. Bunu gördüm, bunu yaşadım, buyum, bu oldum. İsteyerek. İstemeyerek. Kıyametlerimiz kadarmışız sadece. Hepsi o kadarmış, hepimiz o kadar. Birçok hayat yaşadım, ama hep az. Hikâyeler arayıp durdular bedenleri aynı nefesleri farklı tüm benler, ait olmak istediler, teğet geçtiler. Bir toprak aradım, “toprak“ diye bir şey yokmuş, toprak diye bir şey varmış; üstünde çizgileri olmayanından. Yolcusu oldum rüzgârların savurmasına izin verdiğim mevcudiyetimin. Cennet cehennem, iyi kötü, yaşam ölüm. İnce bir ipliğin üzerinde yürüdüm…
Sayfa 304·Kitabı okudu
“ Para değil, insan biriktir. “ Tevfik Fikret
… Öfkenin panzehiri her zaman sevgidir, hoşgörüdür, güler yüzdür ve son olarak saygıdır… 
…Daha ne olsun, diyorum içimden. Annesiz kaldığın yetmezmiş gibi, bir de hastane ortamında yapayalnız kalmışsın. O yaşta çocuklar (1 yaş) aniden annesiz kalırlarsa önce beden direnci aniden düşer, çocuk yemeden içmeden kesilir, hızla kilo kaybeder, büyüme durur. Hatta bu yüzden hayatını kaybedenler bile olur. Yabancı bir ortam ve anne ortalarda yok! Çocuğun o dönemde yaşadığı korku, güvensizlik, önce o çocuğu çok huysuz yapar. Sürekli ağlar, uykuları bozulur. Annenin geri dönmesi geciktikçe bu sefer beden tepki vermeye başlar. Süheyla belli ki o dönem hastanelik olacak kadar korkmuş. Çocuğa çok uzun gelen bu ayrılıktan sonra anne gelse bile çocuk artık o eski çocuk değildir. Önce ağlar, mızmızlanır, sonra bedeni hastalanır, en sonunda ağlaması da durur, sesi solu kesilir. Bütün duyguları buzdolabına konmuş gibi donar kalır çocuğun. Anne geri döndüğünde buna sevinmeyi bile bilmez. Ondan uzak durur ve bu terk edilmeyi hiç unutmaz. Artık ne anneye güveni kalmıştır ne de hayata. İsyan edecek kadar bile umudu kalmamıştır.