… Verdiğimiz her bir karar başka yaşamlara dokunuyordu acımasızca. Etkilenen her yaşam kendi kaderleri içinde savrulduğunu düşünürken, asla bilmeyeceklerdi, kaderlerinin başkalarının seçimleri yüzünden yaratıldığını. Koca çarkları tutan büyük zincirin küçük birer halkasıyız sadece, farkında olarak, farkında olmayarak. Zaman; kim olduğumuz değilmiş, ne anlama geldiğimizmiş. Bir soru değilmiş, cevap da. Bunu gördüm, bunu yaşadım, buyum, bu oldum. İsteyerek. İstemeyerek. Kıyametlerimiz kadarmışız sadece. Hepsi o kadarmış, hepimiz o kadar. Birçok hayat yaşadım, ama hep az. Hikâyeler arayıp durdular bedenleri aynı nefesleri farklı tüm benler, ait olmak istediler, teğet geçtiler. Bir toprak aradım, “toprak“ diye bir şey yokmuş, toprak diye bir şey varmış; üstünde çizgileri olmayanından. Yolcusu oldum rüzgârların savurmasına izin verdiğim mevcudiyetimin. Cennet cehennem, iyi kötü, yaşam ölüm. İnce bir ipliğin üzerinde yürüdüm…