Varlığımızın en güçlü yanı hiç şüphesiz kendimize yabancılaşmadan, biricik bireyler olarak hayatımızı sürdürebilmemizdir. Bu güç her itkiden, her hastalıktan daha kuvvetlidir.
Her birimiz, algılarımız, duygularımız, düşünce ve eylemlerimizle, ki bunlara konuşmalarımız, sözlü anlatılarımız da dahildir, bilincinde olmadan, içimizde sürekli kişisel bir anlatı kurarız, biz işte o anlatıyızdır.
Bir şey yapmak, bir şey olmak, bir şey hissetmek istiyordu ama yapamıyordu; bir anlam, bir amaç peşindeydi. Freud'un deyişiyle "çalışmak ve sevmek" istiyordu.
Bir insan ayağını veya gözünü kaybettiğinde neyi kaybettiğini bilir, ama benliğini -kendini- kaybederse bunu bilemez, çünkü bunu bilecek bir "ben" ortalıkta yoktur.
"Etrafı bir unutma hendeği veya uçurumuyla çevrilmiş, tek bir varoluş anına hapsolmuş biri gibi...Geçmişi ve geleceği olmayan, sürekli değişen anlamsız bir ana sıkışmış bir adam"