"Gerçek bugün" dedim. "Dün geçti. Dün yok artık. Dün ölenler de öyle. Çoktan, hepsi toprak oldular. Ölüm kaçınılmaz sonuç dostum. Biz de öleceğiz. Hayat bizim için de bu hareketini kaybedecek. Dipsiz bir karanlıkta yorgunluğumuzu dindireceğiz."
Belki düşersin oğlum, dedi. Hatta belki de ölürsün. Ama düşün, insan her an ölebilir. İsteğine kavuşmak istiyorsan düşmeyi de, ölmeyi de göze almalısın. Senin yapman gereken şey bir hesap. Eğer şu olgun erik düşmene değerse, onu koparmalısın.
Tacın çalınması, onun bu bağdaştırıcı ve bağlayıcı gücünü sarsamayacaktı. Ama eğer eldeki tacın uydurma olduğu, sahte olduğu fikri yayılırsa, o zaman tacın teşkil ettiği düğüm çürük olacaktı. Ve bizi Hristiyan Avrupa'ya bağlayan bu bağı çoğunluk kâfi sebep bulmayacaktı. Günü geldiğinde kâfir Türk, Macar halkına şöyle söyleyebilecekti: "Şimdiye kadar hep aldatıldınız. Hristiyan ve Papayla hiçbir ilişiğiniz yok. Kralınızın başında taşıdığı ve Papa tarafından hediye edildiğini iddia ettiği taç uydurmadır.