Ruh ayarı olmadan, ruhlar birbirine ayarlanmadan, insandan insana bir köprü kurulmuyor. Bir yaşantı içimizde olgunlaşmadan dışarı çıkmak, söze dökülmek istemiyor.
Tıpkı taş kütlesinin altında fazlalıkların atılmasıyla açığa çıkan bir heykel gibi, içimizde açığa çıkmayı bekleyen bir hayatı saklarız. Daha çok ekleyerek değil, fazlalıkları atarak özümüze ulaşırız.