Merve Fydlgl Özksmn

Merve Fydlgl Özksmn
@Merve3665
Cahil insanlar...
"Cahilin eline bir telefon verdiğinizde, önüne çıkan her internet bilgisini içselleştirir; onu benimser ve ona koşulsuz inanır. En sonunda öyle bir hâl alır ki dünyadaki tek bilgili kendisiymiş gibi davranmaya başlar: Her şeyi o bilir, herkesi eleştirir... Hatta bir de bakmışsınız; entelektüel birikime sahip, kendini geliştirmiş ve belirli bir noktaya gelmiş kültürlü insanları bile yargılamaktadır. Ama aslında sahip olduğu tek şey at gözlükleridir."
Reklam
"Siz karşınızdakini aptal sanırken bir düşünün derim: Acaba gerçekten karşınızdaki mi aptal, yoksa sizinki mi kibirli bir cahillik?"
KİBRİN ŞEYTANİ TILSIMI
"Haklıyken susmak bir zayıflık mıdır, yoksa ruhun en yüksek mertebesi mi? Annemin yıllarca içten içe eleştirdiğim o sessizliği, meğer dünyanın en zor terbiyesiymiş..." "Anneciğimin çocukluktan beri bize telkin ettiği bir konu takıldı biraz önce aklıma: 'Hayatınızın hiçbir alanında kibirlenmeyin; kibirlenmek şeytandandır. Haklı dahi olsanız karşınızdakine laf soktuktan sonra gururlanıp 'Oh, ne güzel laf soktum, içim ferahladı, o da bunu hak etmişti.' bile demeyin. Bu davranış da şeytanın oyunudur.' Ona da bir tanecik babası telkin edermiş çocukluğunda.Yıllarca için için eleştirdim annemi. Annem olduğunu göz ardı edip düşündüğümde; nasıl olur da bu kadar zeki, hayatın her türlü zorluğuna karşın güzel ahlakla on evlat yetiştirmiş, tecrübeli, ağırbaşlı, ne konuştuğunu bilen, farklı ortam ve koşullarda nasıl davranması gerektiğini bilen bu kadın bu hadsizlere cevap vermiyor diye... Onu her eleştirdiğimde bu nasihatini hatırlatırdı bana. Mükemmel bir nefis terbiyesi, mükemmel bir olgunluk… Merak ettiğim tek şey şu ki: Acaba ben kaç yaşında bu olgunluğa ereceğim ya da bu olgunluğa erebilecek miyim?"
İki yüzlü ve nankör insanlar…
‘Emile Zola'nın meşhur "Suçlanıyorum" (J'accuse) mektubundan bir satıra rastladım: “Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır.” Bu cümle zihnime kazındı. Düşündüm ki, bu söz iki yüzlü insanlar için de geçerlidir. Çünkü yirmi beş yıllık kısa hayat yolculuğumda gördüm ki, rolünü ne kadar ustaca oynarsa oynasın, iki yüzlülerin gerçek yüzü er ya da geç ortaya çıkar, maskesi düşer ve o perde kapanır. Üstelik bu insanların değişmeyen bir başka özelliği daha vardır: nankörlük.Yapılan iyilikleri bir kalemde siler, geçmişi yok sayarlar. Sanki sizden aldıkları onca şey yaşanmamış gibi davranırlar. Böylelerine verilecek en doğru karşılık ise nettir: Tıpkı onların yaptığı gibi, tereddüt etmeden üzerlerini çizmek ve hayatın dışına bırakmak. Çünkü bazı insanlar, hayatınızda yer almayı değil, sadece oradan çıkarılmayı hak eder.’