Merve Işlak

Gecikmiş olan, artık tadına varamayacağımız bir zamanda, sevgimiz bitmişken gelen mutluluk, bir zamanlar eksikliği yüzünden onca azap çektiğimiz mutlulukla tıpatıp aynı olmayabilir. Buna karar verebilecek bir tek kişi vardır, o da, o eski zamandaki benliğimizdir; halbuki bu benlik artık yoktur.
"Asker vurulmadan önce, hırsız yakalanmadan önce, genelde insan da ölmeden önce, sürekli uzatılabilecek bir mühletin, kendisine bağışlanacağına inanır."
"Hayatın görüntüsü şüphelidir ve her an unutuş tarafından yok edilir, her gerçeklik, kendisinden sonra gelen tarafından silinir."
“Karakter zamanla gelişir mi? Romanlarda elbette gelişir: Yoksa anlatılacak bir hikaye olmazdı. Ama hayatta? Bazen merak ediyorum. Tutumlarımız ve görüşlerimiz değişiyor, yeni alışkanlıklar ve tuhaflıklar ediniyoruz; ama bu, daha çok bir dekorasyon gibi, farklı bir şey. Belki de karakter zekaya benziyor, tek farkla ki karakter biraz daha geç doruk noktasına çıkıyor: Yirmiyle otuz arasında diyelim. Ondan sonra, neye sahipsek onunla kalıyoruz sadece. Kendi kendimize kalıyoruz. Eğer durum buysa, çoğu yaşamı açıklıyor bu, öyle değil mi? Ve aynı zamanda-eğer söyleyeceğim şey çok tumturaklı bir söz sayılmazsa- trajedimizi.”
Zamanın Hükmü
Bir dönemin ortasında yaşamak, onun tarzından habersiz olmak demektir. Seninle ben şu ya da bu yaşam biçimine dalmış durumdayız; bir kâsede yüzüp duran ama onu hiç fark etmeyen kırmızı balıklar gibiyiz. Senin yaşamını alalım: Seninki bir duygu dünyası. Çoğu insandan farklısın. Kişiliğinden fedakârlık ederken uzlaşmaya asla yanaşmadığına eminsin. Ancak bunu kanıtlamanın hiçbir yolu yok. Çağdaşlarının yapacağı tanıklığın da hiçbir değeri yok. Kim bilir? Belki de duygulardan oluşmuş dünyan bu dönemin tarzını en saf biçimde temsil etmektedir. Fakat yine söylüyorum, bunu bilmenin hiçbir yolu yok.” “Peki ama kararı veren kim?” “Zaman. Önemli olan zamandır. Zaman geçtikçe seninle ben, ne olduğunu fark etmemiş bile olsak, karşı konulmaz biçimde dönemimizin ortak görüşüne dahil edileceğiz. Daha sonra, Taişo Dönemi’nin başlarındaki gençlerin şöyle ya da böyle düşündüklerini, giyindiklerini, konuştuklarını söylerlerken seninle benden söz ediyor olacaklar. Hepimiz bir yığın halinde görüleceğiz...