" Ömrümüzdeki sayılı günlerden bir tekini yaşanmamış sayalım... Kaderinizin akışı kim bilir ne kadar başka olurdu. Bu satırları okurken bir an durun, hayatınızı saran o uzun zinciri düşünün... İster demirden olsun, ister altından, ister dikenden olsun, neden olursa olsun... O sayılı günlerden biri yaşanmayıp da ilk halkası meydana gelmeseydi bu zincir belki de hiç örülmezdi. "
" Çocuklar kendi yaşadıkları dünyanın içinde en çabuk olarak haksızlığı sezerler, en derin olarak haksızlığı duyarlar. Çocuğun uğradığı haksızlık bize küçücük bir şeymiş gibi gelebilir, ama çocuk da küçük olduğu için kendi dünyasının bütün ölçüleri kendi boyuna göredir. Tahtadan at çocuğun gözünde safkan bir at büyüklüğünde görünür. "
Vurun Kahpeye, yalnızca bir öğretmenin trajedisi değil, aynı zamanda toplumun hangi değerler etrafında birleşip ayrılabileceğini gösteren bir roman. Aliye’nin hikâyesinde aslında bireysel bir mücadelenin ötesinde, bütün bir toplumun yansıması var.
Romanın en çarpıcı yanı ise, tehlikenin sadece dışarıdaki düşmanlardan gelmediğini ortaya koyması. Bir yanda işgalciler varken, diğer yanda cehalet ve çıkar uğruna halkı kışkırtan insanlar bulunuyor. Bu da bize Milli Mücadele’nin sadece cephede değil, aynı zamanda zihinlerde ve kalplerde de verildiğini hatırlatıyor.