Çocuğumuzla hayatı paylaşmak , markete giderken sohbet etmek , yatarken günü paylaşmak.. Sürekli bir “öğreticilik” telaşına düşmeden ona yaşamda eşlik etmek.. Bunlar çok kıymetli şeyler.
Anne baba olduğumuzda bazen neden sanki hiç çocukluk yaşamamışız ya da çocuk olmamışız , bunu deneyimlememişiz gibi davranıyoruz ? Durumunun kalp kırıcı tarafı tam da bu. Çünkü geçmişimize “Benim buna ihtiyacım vardı” diye değil “Yaramaz bir çocuktum “ diye bakıyoruz.
Geçmişe dönmek , çocukluğu yeniden yaşamak değildir. Duygusal , kırılgan , o zor duyguları hisseden tarafımızla bağlantı kurmaktır. Geçmişi anlayarak bugünü özgürleştirmektir.