Her gün aynı güne uyanmak...
Sizin de bazen peş peşe gelen iki günün arasındaki yedi farkı bulamadığınız oluyor mu?
Aynı saatte kalkıp,hazırlanıp,çok ucuz meblalara hayatımızın 10-12 saatini sattığımız,fiziksel ve ruhsal tüm birikimimizi bırakıp eve döndüğümüz ve 2-3 saat içerisinde kendimizi yine aynı rutine teslim etmemiz için gereken uykuya kavuşmamız.
Haftanın sadece bir gününün size ait olduğu, onu da dinlenmek için mi yoksa göz kırpan diğer haftaya tahammül edebilmek umuduyla kendin için bir aktive hazırlayıp(şanslıysan belki haftalar önce başladığın kitabı bitirebildiğin) senin seçtiğin sosyallellikle mi geçmesinin doğru olduğunu düşünmekle kaybettiğin yarım günün teselli ödülünü kabullenmek gibi.
Ana karakterimiz Veronika ise başarılı,huzurlu bir aile ortamında büyümüş ve kendi tercihlerini yapabilmeyi başarmış fakat artık rutinin getirdiği tatmin duygusunun da körleşmiş olduğu sırada intihar fikrini gerçekleştirmiş,ölümü beklerken kendini tımarhaneye kapatılmış olarak bulmuştur. Ölümün getirdiği özgürlüğü ve huzuru hayal ederken kendi iç yolculuğuna çıkacağını ve aslında yaşamayı ne kadar istediğini,delilere neden deli dendiğini,aslında deliliğinin ne olduğunu kendi deneyimiyle öğrenecektir.
"Yaşadığımız her yeni gün bir mucizedir." diyor kitabımızdaki Dr. İgor. Umarım anlamamız için kendimize,tımarhane deneyimi katmamız gerekmez :)