Minicik bedenine kocaman acılar sığdırmak zorunda kalan güzel Efraz'ın hikâyesi...
Ortadoğu’da çocuk olmak; bebeklikten doğrudan erişkinliğe geçmektir. Bu eserde, hiçbirimizin yabancı olmadığı bir şekilde hep şahitlik ettiğimiz hayatlar var. Yazar bizi alıp o coğrafyanın tozlu yollarında, hayatta kalma mücadelesiyle çarpışan insanların tam ortasına bırakıyor. Kitabı okurken hissettiğim o ağır sessizlik ve sızlayan vicdanım, beni derin bir sorgulamaya itti. Yazar, bu sarsıcı hikayeyi küçük bir kız çocuğunun masumiyetiyle anlatıyor.
Ortadoğu’da çocuk olmak, sadece bir coğrafyanın meselesi değil; her yerde yaşanan ama çoğu zaman görmezden gelinen hayatların iç sesidir. Kitap kapağındaki o küçük kız ve sırtındaki yük; bana bu yüklerden kurtulmanın zorluğunu ve onlarla yaşamaya devam etme zorunluluğunu çok daha derinden hissettirdi.
Özgürlük umuduyla çıkılan bu yolda; yalnız, büyük yüklerle bir başına kalmışlık...
Bu kitabı bitirdiğimde anladım ki bizler burada hayatın rutin telaşları içindeyken bir yerlerde çocuklar hâlâ yaşayabilmek için koca bir dünyayla savaşıyor. Bu sadece Efraz'ın değil, coğrafyası kaderi olan binlerce çocuğun hikayesi. Görmezden geldiğimiz gerçeklerle bizi yüzleştiren sessiz bir çığlık.