Yaşamın canlılığını düşün lütfen. Adeta enerjinin nefes alıp verdiği bir formdan bahsediyoruz. Nasıl yok olabilir ki? O nedenle ölüm asla yaşamın zıttı değildir. Aksinw ölüm yaşamın bizzat kendisidir. Sadece dünüştüğü için onu tanımuyoruz çünkü algılarımızın çok ötesinde bir değişim söz konusu.
Evet Falin biz buyuz. Hücrelerimiz ve vücudumuzdaki mikroorganizmalarla beraber trilyonlarca canlının bir arada yaşadığı ortak bir yaşam formuyuz. Öyle ki hem devasa bir mezarlık hem de yaşamın sürekli yeşerdiği inanılmaz bir ormanız.
Beden dediğimiz organik materyal, içimizdeki ruhun bu dünya ile iletişim kurabilmek adına kullandığı bir arayüzden başka bir şey değildi. Adeta ruhun görülmek için giymek zorunda kaldığı resmi bir kıyafet gibiydi.