'bugün anne öldü.' şeklindeki giriş çevirisinin çok konuşulmuş olmasını merak ederek başladım kitaba. ilgili girişle alakalı çeviriler üzerine makale bile okudum ve görece iyi şekilde çevrililmiş olduğu görüşüne katılıyorum sanırım. sürükleyici ve bir o kadar içine çeken bir kitaptı bence. mersault'u yer yer anlayıp yer yer de ondan nefret edip duygusuz olduğu için onu suçladım. hikayenin içine oldukça çekti açıkcası. karakterin ne zaman böyle bir adam olduğunu neyin onu bu hale getirdiğini çok merak ettirdi, hikayenin öncesi ve sonrası üzerine kendimce birçok senaryo düşündürttü. kitabı bitirmek için sabırsızlandım da keza.
dünyanın anlamsızlığına yaklaşımı tuhaftı mersault'un; duygulardan neredeyse kendini soyutlamış olmasına rağmen ölme ihtimali arttığında hayatta kalmak istiyor oluşu da beni şaşırttı açıkcası. dünyanın anlamsızlığının içinde bir de duyguları hissederek yaşamak mı daha zor acaba, belki de doğru olan karakterin yaklaşımıdır. hayat anlamsızsa neden bir şeyler için üzülünür ki aslında? ne için yaşadığımız sorusunun kafamı kurcalayıp hayat amacı gerektiği fikrine vardığım bir çıkmaz döneminde karakterle oldukça fazla çeliştim ama ikimiz de anlamsızlıkta hemfikirdik gibi...
-ayça sezen çevirisinden okudum ve ısrarla 'cüppe' yazmış olmasına aşırı sinir oldum. bir an tereddüt edip de tdk'ya bakmamış oluşu rahatsız etti.