Guy de Maupassant, bu incecik kitabına koca bir toplumun iğrençliğini sığdırmayı başarmış. Hikaye, savaşın ortasında aynı arabaya doluşmuş farklı sınıflardan insanları anlatıyor; ama asıl savaş, o arabanın içindeki vicdanlarda yaşanıyor.
Kitabın en sarsıcı yanı, toplumun dışladığı bir kadının ("Toparlak"), kendisini ahlak bekçisi ilan eden soylulardan çok daha onurlu olması.
Yolculuğun başında kadının yiyeceklerini iştahla paylaşan o güruh, yolun sonunda kadını açlığa ve sessizliğe mahkûm ediyor. Maupassant, "toplum" dediğimiz yapının aslında ne kadar nankör ve çıkarcı olduğunu, sınıfsal önyargıların insanlığı nasıl öldürdüğünü tokat gibi yüzümüze çarpıyor