Bu kitabı elime aldığımda açıkçası ne bekleyeceğimi bilmiyordum ama sayfaları çevirdikçe kendimi bambaşka bir dünyanın içinde buldum. Hikâye su tanrısına gelin olarak seçilen bir kızın etrafında dönüyor ama sadece bir “tanrı ve insan” hikâyesi değil; içinde korku, fedakârlık, sevgi, hatta biraz umut bile var.
Yazarın dili bence çok akıcıydı, okurken sıkılmadım. Özellikle bazı sahnelerde karakterin hislerini o kadar iyi anlatmış ki, sanki ben yaşıyormuşum gibi oldum. Kızın çaresizliği, korkusu ama aynı zamanda güçlü durmaya çalışması beni çok etkiledi.
En çok hoşuma giden şeylerden biri, kitabın atmosferiydi. Kuraklık, köyün havası, tanrının gizemli tavırları... Hepsi çok güzel yansıtılmıştı. Ama bazı yerlerde olaylar biraz hızlı geçti, bazı kısımları da keşke biraz daha uzun olsaydı dedim.
Sonuç olarak, “Su Tanrısının Gelini” benim için hem duygusal hem de farklı bir okuma deneyimi oldu. Mitolojiyle duyguları bir araya getirmesi çok hoşuma gitti. Fantastik hikâyeleri seven herkesin kesinlikle bir şans vermesi gerektiğini düşünüyorum.