⭑ᴸˢNUR

⭑ᴸˢNUR
Biliyorum aydınlık için karanlık da gerekli...
Cansu
Cansu
Cansumm... @potruqa_ Herşeyimm...
Ela
Ela
Ruhumm...
₲łⱤĐ₳₱︎︎︎︎♡
₲łⱤĐ₳₱︎︎︎︎♡
Meleğim...
251 okur puanı
Ağustos 2023 tarihinde katıldı
10/10
·328 syf.·
2026 3. kitabı
Livaneli – Kardeşimin Hikayesi” kitabını ilk okumaya başladığımda açıkçası biraz sıkıldım. Hatta “galiba bu kitap bana göre değil” diye düşündüm. Olaylar yavaş ilerliyormuş gibi geldi ve karakterlere de hemen bağlanamadım. Ama biraz sabredip okumaya devam ettikçe her şey değişti. Kitabın ortalarına doğru hikâye bir anda derinleşmeye başladı ve ben fark etmeden içine çekildim. Özellikle karakterlerin geçmişleri ve yaşadıkları şeyler ortaya çıktıkça çok şaşırdım. Bazı yerlerde gerçekten “yok artık” dedim. En çok da duygusal kısımlarda çok etkilendim, hatta içim burkuldu diyebilirim. Sonlara doğru ise her şey o kadar beklenmedik bir şekilde bağlandı ki kitabı elimden bırakmak istemedim. Başta sıkıcı gelen o detayların aslında ne kadar önemli olduğunu fark edince yazara da ayrı bir hayranlık duydum. Bence bu kitap sabır isteyen ama sonunda gerçekten etkileyen bir hikâye. İlk başta sıkıcı gelse bile kesinlikle devam edilmesi gereken bir kitap. Çünkü sonu hem şaşırtıcı hem de çok duygusal. Benim için gerçekten unutulmaz bir okuma oldu.
1000Kitap
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,4bin okunma
Reklam
7/10
·104 syf.·
2025 235. kitabı
Jean Teulé’nin Dansa Davet kitabını bitirdiğimde bir süre ne hissettiğimi çözmeye çalıştım çünkü… kitap cidden çok değişik. Hem tarihi bir olay anlatıyor, hem de bunu öyle tuhaf, çarpıcı ve bazen de “ya bu gerçek olabilir mi?” dedirten bir şekilde yapıyor ki insan ne düşüneceğini şaşırıyor. Öncelikle konu zaten çok ilginç: 1518’de insanların durmadan, kontrolsüzce dans etmeye başlaması… yani günümüzde olsa TikTok challenge’ı sanırdım ama bayağı ciddi bir olaymış. Kitap bu olayı anlatırken hem komik bir dil kullanıyor hem de bir yandan rahatsız ediyor. Çok garip bir karışım ama Jean Teulé zaten tam böyle yazıyor galiba. Kitabı okurken bazı yerlerde “ahh keşke bu kadar acı olmasaydı” dedim, çünkü insanlar gerçekten zor durumda ve o çaresizlik bayağı içime oturdu. Ama yazar her şeyi çok hızlı ve akıcı bir şekilde anlattığı için okumayı hiç bırakmak istemedim. Tuhaf bir şekilde eğlenceli ama aynı zamanda ürkütücü bir atmosfer var. Bir sahnede gülerken diğer sahnede “ne oluyor ya?” diye kalakaldım. Karakterler çok uzun uzun anlatılmıyor ama yaşanan kaos yüzünden hepsi kafamda canlandı. O dönemin insanlarının paniklemesi, inançları, yanlış tedaviler falan… hepsi hem komik hem trajik. Bir noktada gerçekten “keşke biri onları durdursa” dedim ama kimse durduramıyor. Sanki bütün şehir delirmiş gibi.
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011bin okunma
5/10
·133 syf.·
2025 234. kitabı
Bu kitabı (aslında tiyatro oyunu ama ben kitap olarak okudum ) Beklediğimden çok daha farklı çıktı. Yeter ki Sonu İyi Bitsin, William Shakespeare’in yazdığı klasik bir hikâye ama konusu aslında hâlâ günümüzde bile geçerli gibi. Ana karakter Helena, hem zeki hem de kararlı bir kız. Aşık olduğu Bertram’ı elde etmek için inanılmaz bir cesaret gösteriyor. Bazı yerlerde “Bu kadar da uğraşma Helena!” dedim ama sonra onun kararlılığını görünce bayağı etkilendim. Çünkü o sadece aşk için değil, aynı zamanda kendi değerini kanıtlamak için de savaşıyor. Oyunun dili biraz eski ve yer yer anlaması zor ama içindeki duygular o kadar güçlü ki, sayfaları çevirdikçe sanki Shakespeare’in dönemine gitmiş gibi hissediyorsun. Özellikle şu sözünü çok sevdim: “Herkesi sev, az kişiye güven, kimseye kötülük etme.” Bu cümle bence tüm oyunun özeti gibi. Sonlara doğru olaylar karışıyor, yalanlar, yanlış anlaşılmalar falan oluyor ama sonunda gerçekten “yeter ki sonu iyi bitsin” dedirtiyor Shakespeare’in diğer eserleri gibi bunda da hem aşk hem de insan doğası üzerine çok şey var. Bence bu kitap, klasik olmasına rağmen özellikle genç kızların okuması gereken bir hikâye. Çünkü Helena’nın pes etmemesi ve kendi yolunu çizmesi çok ilham verici.
Yeter ki Sonu İyi BitsinWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20102,327 okunma
Puan vermedi·360 syf.·
2025 229. kitabı
“Böğürtlen Kışı”nı ilk okuduğumda, aslında çok basit bir hikâye gibi başlamıştı ama ilerledikçe o kadar derinleşti ki… Kitabı bitirdiğimde içimde hem bir hüzün hem de tuhaf bir sıcaklık kaldı. Sezgin Kaymaz’ın dili bazen çok sade, bazen de insanın içine dokunacak kadar güçlüydü. Özellikle karakterlerin konuşmaları bana çok gerçek geldi; sanki onları tanıyormuşum gibi hissettim. Kitabın en çok etkilendiğim yönü, kaybolan insanların aslında tam olarak kaybolmadığını, bir şekilde hayatımızda iz bıraktıklarını anlatmasıydı. “Kayıp” kelimesi bu kitapta sadece fiziksel bir anlam taşımıyordu; bazen umutların, bazen sevgilerin kaybolmasından da bahsediyordu. Bu da beni çok düşündürdü. Ayrıca kitabın adının “Böğürtlen Kışı” olması da çok anlamlıydı. Böğürtlen genelde yaz meyvesi ama kışla bir araya gelince zıtlık yaratıyor. Tıpkı insanın hem sevip hem acı çekmesi gibi. Belki de yazar bunu özellikle seçti; çünkü hayat da böyle, tatlıyla acı hep iç içe. Bazı yerlerde olaylar yavaş ilerliyordu ama bu bana sıkıcı gelmedi. Aksine, karakterlerin duygularını daha iyi anlamamı sağladı. Özellikle bazı sahnelerde gözlerimin dolduğu oldu… Yazarın içten bir anlatımı var; süslü cümleler kurmadan da insanın kalbine dokunabiliyor. Sonuç olarak, “Böğürtlen Kışı” bana kaybetmek, affetmek ve umut etmek üzerine çok şey düşündürdü. Hüzünlü ama bir o kadar da umut dolu bir hikâyeydi. Eğer duygusal kitapları seviyorsanız, kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
Böğürtlen KışıSarah Jio · Arkadya Yayınları · 201144,8bin okunma
9/10
·448 syf.·
2025 232. kitabı
Bu kitabı elime aldığımda açıkçası ne bekleyeceğimi bilmiyordum ama sayfaları çevirdikçe kendimi bambaşka bir dünyanın içinde buldum. Hikâye su tanrısına gelin olarak seçilen bir kızın etrafında dönüyor ama sadece bir “tanrı ve insan” hikâyesi değil; içinde korku, fedakârlık, sevgi, hatta biraz umut bile var. Yazarın dili bence çok akıcıydı, okurken sıkılmadım. Özellikle bazı sahnelerde karakterin hislerini o kadar iyi anlatmış ki, sanki ben yaşıyormuşum gibi oldum. Kızın çaresizliği, korkusu ama aynı zamanda güçlü durmaya çalışması beni çok etkiledi. En çok hoşuma giden şeylerden biri, kitabın atmosferiydi. Kuraklık, köyün havası, tanrının gizemli tavırları... Hepsi çok güzel yansıtılmıştı. Ama bazı yerlerde olaylar biraz hızlı geçti, bazı kısımları da keşke biraz daha uzun olsaydı dedim. Sonuç olarak, “Su Tanrısının Gelini” benim için hem duygusal hem de farklı bir okuma deneyimi oldu. Mitolojiyle duyguları bir araya getirmesi çok hoşuma gitti. Fantastik hikâyeleri seven herkesin kesinlikle bir şans vermesi gerektiğini düşünüyorum.
1000Kitap
Su Tanrısı’nın Gelini 1Rümeysa Demirkutlu · Pukka Yayınları · 2025185 okunma
Reklam