Peki, ne demektir sizin kendi vicdanınız olduğu, bunun da size yettiği? Başkalarının sizi nasıl hoşlarına gidiyorsa öyle , yani haksızca düşünebilmeleri , yargılayabilmeleri, sizinse kötü bir şey yapmadığınıza emin olmanız, bundan ötürü içinizin rahat olması mı ? Ah, lütfen , peki başkaları olmasa , bu güveni kim verirdi size ? Bu rahatlığı kim verirdi?
İçtenlikli olun: yaşadığınızı görmek aklınızın ucundan bile geçmedi. Kendiniz için yaşamaya önem veriyorsunuz , iyi de ediyorsunuz, bu arada başkaları için kim olduğunuz düşüncesi aklınızdan geçirmiyorsunuz; başkalarının yargısı sizin için hiç önemli olmadığından değil , tersine sizin için çok önemi var bunun; başkalarının, sizi dışarıdan, sizin kendinizi kendi gözünüzde tasarladığınız gibi tasarladıkları mutlu yanılsaması içinde olduğunuz için.
Sonunda , şu bu gövde, kendi kendisi için öylesine hiçbir şey, öylesine hiç kimseydi ki, en küçük bir hava akımı onu bugün hapşırtabilir, yarın da alıp götürebilirdi.
Yalnızlık asla sizi de kapsamaz; sizi daima dışarıda bırakır ve sadece çevrenizde yabancı birinin varolmasıyla mümkündür: …Sadece kendisinin yaşadığı, sizinse varolduğuna dair en ufak bir iz veya sese rastlayamayacağınız bir yerdedir gerçek yalnızlık ve nitekim orada yabancı olan da sizsinizdir.
Birçok yola girmiş, hepsinde de daha ilk adımda böyle kalakalmıştım; ruhum dünyalar ya da küçük taşlarla doluydu -ki sonuçta ikisi de aynı yere çıkıyordu. Ancak önüme geçip de yolun sonuna kadar vardılar diye, diğerlerinin ille de benden daha çok şey bildiklerini düşünmüyordum doğrusu.