Şayet sorulursa ki: "Dini imânın muhafazasında en kestirme yol nedir?" deriz ki, Evliya kapısına ilticadır, deriz. Zira Kurân-ı Hakim "evlere kapılarından giriniz" emrediyor. Allâh kapısı ise evliya kapısıdır ki, gökte uçmak, deniz geçmek ve izharı keramet etmek değildir. Ya nedir denilirse, deriz ki, severek şeriatla amel ve istikamettir.
Kader ve kazâ ilâhi bir sırdır; mahiyetinin tamamına ermek mümkün değildir. Bu ilahi sır kıyâmete kadar meçhul kalacaktır. Bu gerçeği Resûlullah (s.a.v) Efendimiz: "Kader ve kazâya yalnız imân etmeyi emredip, inceleme ve münakaşasını yasaklaması", ile konunun inceliği hatırlatılmıştır.
Ecel birdir; maktûl (öldürülen) dahi eceliyle ölür. Rızık, kulun istifade ettiği şeyler mânâsınadır; bu itibarla haram yoldan elde edilen de "rızık"tır. Herkes kendi rızkını yer; ne başkası onun rızkını yiyebilir ne de o, başkasınınkini. Rızık ile ecel, mutlaka sahibini bulacak ve erişecektir.
Muâvive (r.a.)'a hakaret etmek, onu tenkit etmek veya düşmanca sözler sarf etmek, Ehl-i Sünnet anlayışına tamamen aykırıdır. Bir Ehl-i Sünnet müslüman asla bu münakaşaya girmez ve böyle bir şeyi yapması doğru sayılmaz.