Türk edebiyatındaki eksikliğimi gösteren bir eserdi. Dilber ile Celal'in yaşadığı sınıf çatışmasının yaşanılan duyguların önüne geçememesi ve ''el âlem ne der'' anlayışına esir düşmüş kafaların ihtiyatsızlığının nelere sebep olabileceği okuyucuyu yormadan kelimelere dökülmüş bana kalırsa. Edebiyatımız hakkında az buçuk da olsa bir şeyler bileyim, okuyayım diyorsanız, Sergüzeşt de o az buçukluk dilimin içinde yer almalı, inceleme olmayan incelememi okuduysanız eğer teşekkür ederim, iyi okumalar.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Karbon Kitaplar Yayınları · 201756,4bin okunma
İnsanın kendini bir amaca teslim edişindeki ulaşılmaz hazzın vermiş olduğu tükenmişliği güzel bir şekilde dile getirmiş Joseph Conrad. Dolgun betimlemelere doyacaksınız.
Bir arkadaşımın tavsiyesiyle okudum. Para yönetiminin eğitiminin erken yaşta çocuğa verilmesi gerektiğini ve böylelikle ileride o çocukların büyüdüklerinde kredi kartlarına ya da kredilere esir düşmemeleri gerektiğini vurgulamış Kiyosaki. Zengin olmak istiyorsanız bahane üretmeyi bırakın diye mesaj vermiş kısacası. Bana göre pek de etkili bir anlatımı yok, başladığım için bitirdiğim bir kitaptı sadece.
Yazarın hayatındaki karmaşa biraz yazı diline yansımış ne yazık ki. İnançsızlığın düsturuyla düzene karşı bir düzensizlik için fikir savaşı vermiş ve doğanın insana ihtiyacı olmadığı gibi kanunlara da ihtiyacı olmadığını savunmuş Marquis de Sade bu eserinde. Sadizmin öncüsü olarak kabul edilen bu yazarın cinsellik ve demokratik sistem üzerine olan yaklaşımı, ahlak kaygısının yersiz olmasını savunuşu ise akıllarda iz bırakan bir niteliktedir. Herkesin hoşuna giderek okuyacağı bir kitap değildir, onu da belirtelim.
Arkadaşlar öncelikle bu kitabı elinize aldığınızda direk hasretin,özlemin kokusu sarmalı etrafınızı,şahsen okuduğum vakitlerde ben de yoruluyor,aşkın ağırlığından,beklentilerden kurtulamıyordum,sert ve nizami bir şekilde işlenmiş duyguların açlığı,yufka yürekli vücutlarda nefes bulmuş,zaten kitabı bitirdikten sonra,yüzünüze ağır bir tokat gelmiş gibi hissedeceksiniz,o tokat aslında yüzünüze değil de içinize,o eserdeki karaktere seslenen iç sesinize çarpmıştır ve bundan dolayı öyle değişik bir ruh haline bürünürsünüz ki,toplanmak biraz zamanınızı alır sadece,Ne mutluyum ki edebiyatımızda böyle eserler var,ne kadar etkilense de yazarlarımız diğer ülkelerin yazarlarından,bugüne kadar kalmış bir mirasın değerini bilmek ve onu okumak gurur verici bir şey,sevgilerle.