Daha önce okuduğum bir kitaptı, gerçekten işçi sınıfının ne durumda olduğunu. Sömürü çarkının ne denli olduğunu açık bir şekilde anlatmış. İmran aydın işçi sınıfı için mücadele etmiş, bizlerde onun mücadelesinde yer edinmemiz gerek...
Terketmedi sevdan beni,
Aç kaldım, susuz kaldım,
Hayın, karanlıktı gece,
Can garip, can suskun,
Can paramparça...
Ve ellerim, kelepçede,
Tütünsüz, uykusuz kaldım,
Terketmedi sevdan beni...
Kadınların bakışları böyledir, günlerce bunların yanından sakin sakin geçersiniz. Hatta kimi zaman bu bakışların var olduğunu unutursunuz, ancak günün birinde bir mekanizmanın dişlileri gibi sizi yakalar bu gözler. Artık herşey bitmiştir. Makina sıkı sıkı yakalamış, o bakışı sizi esir etmiştir. Artık bundan kurtuluş yoktur. Boş yere çırpınırsınız. Kimse yardım edemez size. Esrarlı kuvvetlerin etkisinde bocalarsınız, üzüntüden kedere, kederden işkenceye düşersiniz. Ruhunuz, beyniniz her şeyinizle artık bir başka yaratığın esiri olursunuz. Bu şansınıza göre değişir, ya kötü bir kadına oyuncak ya da yüksek ruhlu birisine aşık olarak, mutlu bir insan olursunuz. Bu durumdan, utançtan değişmiş, ya da tutkudan asilleşmiş olarak kurtulabilirsiniz ancak...