Duygulara kapılıp gitmenin insanı güvensiz bir yelkenli ile açık denizlere sürükleyeceğini ve karşılaşacağı dalgalarla çaresizce boğuşmak zorunda kalabileceğini göstermişti
"...Sen dedi, şu denizin dibindeki balıklara benziyorsun. Onlar kadar çaresizsin. Hem birileri seni oradan çekip çıkarsın istiyorsun, hem kaçıyorsun yanına yaklaşmaya çalışan herkesten. Korkuyorsun! Bunu inkar edeceksin. Boğulmaktan yorulmadın mı? Ne kadar saklayabilirsin kahkahaların arasındaki özlemlerini?"
Onu anımsamak yine de güzel. Ben birlikte olamayacağınızı söyledikçe;
'Neden ama?' diye sorumu ve buna bir türlü neden bulamayışı...
'Hiç kavga bile etmedik ki seninle!' deyişi... Benim gülüşüm...
Haydi edelim öyleyse! (edelim ve bir neden yaratalım, için rahat etsin)
Nasıl olur, sen böyle gülerken.