Zincire vurulmuş Prometheus sadece bir tragedya değildir. İçinde günümüzde bile anlam bulabilecek felsefî bir temel barındırır. Bilindiği üzere Antik Yunan, çok tanrılı bir dine sahipti. Ancak her ne kadar çok tanrılı desek de tüm tanrılar Zeus'un egemenliği altındaydı. Onun verdiği görevleri isteyerek ya da istemeyerek yapmak zorundaydılar. Zeus mutlak hakimiyet sahibiydi.
Peki Prometheus, Zeus'un bu sarsılmaz tahtını nasıl sarsabilirdi , gücünü nasıl atl edebilirdi? Zeus güçle, kuvvetle yenilemezdi. Prometheus da bunun farkındaydı. Zeus'u düşünce ile fikir hürriyeti ile yenecekti. İşte bu yüzden ateşi çalıp insanlara verdi. Onlara ilaç yapmayı, toprağı ekmeyi, madenleri işlemeyi, yazı yazmayı, hayvanları evcilleştirmeyi, sanatı kısaca uygarlığı verdi.Zeus'un sinirden köpürmesi de bu yüzdendi işte. Tüm diktatörler ölür , tüm tiranliklar bir gün biterdi ama fikirler ölümsüzdü ve yenilmezdi.
İnsanlar uygarlaştıkça, düşünmeyi öğrendikçe , kendilerini geliştirdikçe tanrıları daha az hatırlayacak , daha az dua edecek ve daha az öveceklerdi. Prometheus bu yüzden ateşi çalarak insanlar için kendini feda etmişti. Bu tragedya bana din otoriteleriyle çelişen fikir ve buluşlarını paylaştıklari için idam edilen , sürgüne yollanan bilim insanlarını hatırlattı. İnsanlığın gelişimi için kendini feda eden uygarlık savaşçılarını..