Dün gece bir masal okudum. Bana benziyordu. Annesi onu hiç sevmiyordu ve olmadığı biri gibi davranıp prensi kendine aşık ediyordu. Saat tam on ikiyi vurduğunda kaçtı ondan, gerçek yüzünü sakladı. İşte şimdi saat on ikiyi vurdu, gerçek yüzümüz ortaya çıktı. Ben prensin aldandığı o güzel prenses değilim, ben kimsesiz bir kibritçi kızım; hayallerim uğruna kibrit değil mum yaktım. Ve prensi, prens için arkamda bıraktım.
"neden kuzgun?"
Bu soru burukça gülümsetti beni, gözlerimi gökyüzüne, ardından şehre çevirdim. "Bir inanışa göre huzura kavuşamamış bir insan öldüğünde bir kuzguna dönüşür," deyip gözlerimi şehirde gezdirdim, işte ben o ruhtum. "Ve ruhunu rahat ettirebilecek her kişinin kapısında gezermiş,"
"Bir insanın, sevdiği kişiye yapabileceği en kötü şey ona en karanlık sırrını vermesidir. Çünkü o dakikadan sonra yan yana duramayacak kadar uzak, bundan kaçamayacak kadar yakın olursunuz."