Eğer erkeklik;
Bir kadının yolunu kesmek, bakışlarınla taciz etmekse,
Gücünü fiziksel şiddetle kanıtlamaya çalışmaksa,
Sokakta yürüyen bir kadına korku salmaksa,
Sahiplenmeyi kısıtlamak ve baskı kurmak sanmaksa,
Kadının başarısını ve özgürlüğünü hazmedememekse,
"Hayır" cevabını bir hakaret kabul edip saldırmaksa,
Küfürle, kavgayla ve zorbalıkla üstünlük kurmaksa,
Kadını eve hapsedip sosyal hayattan koparmaksa,
Psikolojik baskıyı bir yönetim biçimi olarak görmekse,
Kendi yetersizliğini bir kadının hayatını karartarak örtmekse,
Sokakta, ulaşımda veya sosyal medyada kadınları taciz etmekle,
Kaba kuvveti, küfrü ve zorbalığı bir üstünlük kurma aracı olarak görmekle,
Bir kadının özgürlüğünü, seçimlerini ve hayallerini hiçe saymakla,
Kendi öfkesini ve yetersizliğini fiziksel şiddetle örtbas etmekle,
Sevgiyi bir sahiplik ilişkisi sanıp baskı kurmakla,
Kadının toplumdaki varlığını ve başarısını tehdit olarak algılamakla oluyorsa...
Açıkça söylüyorum: Ben sizin anladığınız anlamda bir "erkek" değilim.
Eğer sizin erkeklik tanımınız; korku yaymak, can yakmak ve bir kadının onurunu zedelemek üzerine kuruluysa, ben bu tanımın kökten dışındayım. Zira benim nazarımda gerçek erkeklik; bilek gücüyle değil, yürek gücüyle olur. Gerçek karakter; baskıyla değil, nezaketle ve saygıyla ölçülür.
Sizin o çarpık "güç" gösterileriniz, aslında derin bir acizliğin yansımasıdır. Ben; kadına saygı duymayı zayıflık değil, en büyük onur sayan; bir kadının varlığına gölge değil, huzur olan bir anlayışı savunuyorum.
Eğer insanlıktan nasibini almamış her davranışın adı "erkeklik" olacaksa, ben bu sıfata talip değilim. Ben önce insan kalmayı, sonra da her canlının yaşam hakkına saygı duymayı seçiyorum..İyi günler dilerim efendim.