Betül

Betül
@Misscloud
"Ama yakında," diye bağırdı üzüntülü ve ağırbaşlı bir coşkuyla, "öleceğim ve şimdi hissettiklerim artık hissedilmeyecek. Yakında bu yakıcı acılar yok olacak. Cenaze ateşime zafere koşar gibi çıkacağım ve bana işkence eden alevlerin acısında coşacağım. O büyük ateşin ışığı yavaş yavaş sönecek; küllerim rüzgârla denize savrulacak. Ruhum huzur içinde uyuyacak ya da düşünüyorsa, bu şekilde düşünmeyecek kesinlikle. Elveda."
Sana karşı nefretten başka bir şey hissetmememe rağmen, yalnızca senden yardım alabilirdim. Kalpsiz, hissiz yaratıcıdan! Bana anlama kabiliyeti ve tutkular vermiştin ve sonra insanlığın aşağılaması ve vahşeti için bir denek olarak ortalığa salmıştın.
'Kahrolası yaratıcı! Ne diye kendinin bile nefret içinde sırt döndüğün böylesi korkunç bir canavarı oluşturdun? Tanrı, merhamet ile, insanı kendi suretinde, güzel ve çekici yapmıştı; ama benim biçimim seninkinin pis bir kopyası, hatta benzerliği yüzünden çok daha iğrenç. İblis'in ona hayranlık duyacak ve onu destekleyecek, hemcins iblisleri, arkadaşları var ama ben yalnızım ve benden nefret ediliyor.'
Ama neredeydi benim arkadaşlarım ve akrabalarım? Hiç bir baba benim çocukluk günlerimi izlememişti, hiçbir anne beni gülümsemeleri, okşamalarıyla kutsamamıştı; ya da bunları yaptılarsa dahi, tüm geçmişim şimdi bir leke, hiçbir şey hatırlamadığım kör bir boşluktu. İlk hatırladığım şey, o zaman da boyumun yüksek ve boyutlarımın büyük olduğuydu. Bana benzeyen ya da benimle ilişkiye girmek isteyen bir varlığı henüz hiç görmemiştim. Neydim ben? Yalnızca iniltilerle yanıtlanacak soru yeniden hatırlanmıştı.
Ah, Frankenstein, başkalarına benzeyip de, senin adaletin, merhametin ve sevgine en çok ihtiyacı olan beni tek başıma ayak altına alma. Unutma ki ben senin yaratığınım; ben senin Adem'in olmalıydım ama hiçbir suç işlemeden neşeden mahrum ettiğin, cennetten kovulan melek sayılırım daha çok. Her yerde sadece değişmez bir şekilde dışında bırakıldığım mutluluğu görüyorum.