Savaştan önceki aylarda insanlar ortadan kaybolmaya başlamıştı, gazeteciler, üniversite hocaları, film yıldızları. Sonra kapı komşunuz olan sıradan insanlar. Çünkü görüşlerini hükümete göre ayarlama gereği duymamışlardı. Ailelerin tamamı sanki hiç var olmamışlar gibi ortadan kayboldular. Sonra ülke birden silahlarla doldu.
...
İnsanlar durumun ne olduğunu anlayıp da değiştiremeyince çaresizliğe kapılıyorlar.
Bizim bulunduğumuz enlemlerde insanlar kendilerini genellikle bahar aylarında öldürüyor. İnsanlar doğanın kendini yenilediği fikrine dayanamıyor. Kendileri dışında her şeyin taze bir başlangıç yapmasına dayanamıyor.
İçindeki "kimseden" geriye kalanlar, ona tesadüfi, sık sık rasgeleymiş, hatta çoğunlukla yıkıcı gibi geliyor. Geriye dönüp "kendisi" hakkında düşünmek onu yoruyor, bunu yaptığı zamanlarda ise sık sık yanılgıya düşüyor. Kendisini rahatlıkla başkalarıyla karıştırıyor, kendi temel ihtiyaçları hakkında yanılıyor.
Kadınların dünya üzerindeki işlerin %90'ını yaptığını ama toplam mal varlığının sadece %1'ine sahip olduğunu biliyor muydun? Peki bu arada erkekler ne yapıyor? Aylaklık ediyor, sarhoş oluyor ve savaş çıkarıyorlar.
...
Her saat başı kaç kadına tecavüz ediliyor biliyor musun?
Dünyada mı diyorsun?
Evet, dünyada.
Hayır.
On yedi bin beş yüz.
İkimiz de susuyoruz.
...
Peki yarın,... Doğum yaparken kaç kadın ölecek, biliyor musun?
Hayır.
Aşağı yukarı iki bin.
Doğum yaparken öldükleri yetmiyormuş gibi, zoraki evliliklere de katlanmak zorundalar.
...
Her şeyi bilip de bir şeyler yapmadığımız için suçlu biziz.