Hayatımızı bir çuval gibi düşünsek,durmadan ne doldurursak dolduralım biz içine ,o hep boş kalıyor yine!
Hayatın içini doldurmak mıydı acaba bizim işimiz?
Yoksa kendi boşluklarımizi hakikatle doldurmak mıydı?
Hayatın damıtıla damitila bir sabah ezanına , bir yudum demli çaya ,bir sıcak simide ,bir deniz rüzgarına,bir dağ esintisine, bir uğur böceğine,bir içli melodiye kadar yalınlaşabileceği gerçeğini idrak ediyor insan.